İDRAK MEDYA

Allah’ın Vaadi Haktır

Allah’ın Vaadi Haktır
18 Ocak 2019 - 23:53

Allah’ın Vaadi Haktır

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Receb 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinin 8. sayısında yayımlanan “Allah’ın Vaadi Haktır” isimli makaleyi sizlerin okumasına sunuyoruz.

Allahu Teâlâ, Allah’ın ﷻ kelamını doğrulayan ve vaadinin gerçekleşeceğine kesin bir şekilde inanan mü’min kullarını övmüştür. Zorlukta veya kolaylıkta bu yakinî hiç kaybetmezler. Aksine bu meşakkatler onların, Allah’ın ayetlerine ve vaadine imanlarından, emrine ve hikmetine teslimiyetlerinden ve O’nun kaza ve kaderine rızalarından başka bir şeyi artırmaz. Kişi genellikle; kurtuluş ve zaferin Allah’tan belli bir yol ve belli olaylar aracılığıyla gelmesini temenni eder.

Ancak Allahu Teâlâ’nın, çoğunluğu bize gizli kalan yüce hikmetleri vardır. Mü’minler, Kureyş kâfirlerinin kafilesine yetişip savaşmadan onu kolayca ele geçirmeyi ve bu kafileden elde edecekleri ganimetlerin kendilerine belli bir süreye kadar kuvvet sağlamasını ve yeterli olmasını temenni etmişlerdi.

Ancak Allahu Teâlâ, ilmi ve hikmetiyle Kureyş kafilesinin kurtulup Müslümanların üç katı bir orduyla; Kureyş’in heybetini yıkmaya, Kureyş’e ve ticaretine karşı cüret etmeye başlayan Müslümanlarla savaşa azmetmesini diledi. Ve böylece büyük Bedir Savaşı gerçekleşti ki; Allahu Teâlâ bu gazve hakkında şöyle buyurmuştur: “Hani Allah, iki topluluktan birinin muhakkak sizin olacağını vadetmişti; siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkın ve inkâr edenlerin arkasını kesmek (kökünü kurutmak) istiyordu. O, suçlu-günahkârlar istemese de, hakkı gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak için (böyle istiyordu.)” [Enfal, 7-8]

Allahu Teâla, savaş başlamadan önce mü’minleri kâfirlere karşı savaşa cesaretlendirmek için ve onlardan korkmasınlar diye kâfirleri mü’minlerin gözlerinde azalttı. Aynı şekilde mü’minlere karşı savaşta kâfirleri aldatmak için mü’minleri kâfirlerin gözünde az gösterdi. Allahu Teâlâ şöyle buyuruyor: “Karşı karşıya geldiğinizde, Allah, ‘olacağı olan işi gerçekleştirmek’ için, onları gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Ve (bütün) işler Allah’a döndürülür.” [Enfal, 44]

İki grup karşılaşıp savaş başlayınca kâfirler Müslümanları kendilerinden iki kat fazla gördü. Daha sonra küfür ordusu sarsıldı, maneviyatları çöktü, güçleri zayıfladı ve zaferden yana ümitlerini kestiler. Ve Allah mü’minleri yardımıyla destekledi. Allahu Teâla şöyle buyurdu: “Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir ayet (ibret) vardır. Bir topluluk, Allah yolunda çarpışıyordu, diğeri ise kâfirdi ki; göz görmesiyle karşılarındakini kendilerinin iki katı görüyorlardı. İşte Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır.” [Al-i İmran, 13]

Ahzab savaşında da Allahu Teala mü’minleri hiç ummadıkları bir şekilde şiddetli imtihana tabi tutmuştu. Allah’ın ve Resulü’nün ﷺ mü’minlerin kazanacağı, kâfirlerin de yenileceği vaadinin gerçekleşmesiyle imanları arttı. Allahu Teâla şöyle buyuruyor: Ey iman edenler, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece biz de onların üzerine, bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir.” [Ahzab, 9]

İbn-i Kesir şöyle demiştir: “Allahu Teâlâ mü’min kullarına, düşmanlarının Müslümanlara karşı birleşip hizipleştikleri sene bu düşmanları kendilerinden uzaklaştırıp hezimete uğratarak nimet, ihsan ve lütufta bulunduğunu haber veriyor ki; bu Hendek senesidir ve sahih olan rivayete göre hicretin beşinci senesinin şevval ayındadır. Müşrikler gelip Medine’nin doğusunda; Uhud’un yakınında konakladılar. İçlerinden bir grup da Medine topraklarının üst kısımlarında konakladı. Aynen Allahu Teâla’nın şu buyruğunda geçtiği gibi: “Hani onlar size hem üstünüzden hem de altınızdan gelmişlerdi.” Allah Resulü ﷺ ve beraberinde bulunan Müslümanlar çıktılar ki; sayıları yaklaşık üç bindi. Yedi yüz olduğu da söylenir. Arkalarını Sedye tepesine dayadılar, yüzlerini de düşmana doğru döndürdüler.” Kâfirlerin bu toplanmasıyla Müslümanların imtihanı daha da büyüdü. İbn-i Kesir şöyle der: “Terslik büyüdü, durum şiddetlendi ve sıkışık bir hal ortaya çıktı. Tıpkı Allahu Teâlâ’nın buyurduğu gibi ‘İşte orada mü’minler imtihan edilmiş ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmışlardı.’ Ve yaklaşık bir ay kadar, Nebi’yi ﷺ ve ashabını muhasara altına aldılar.

Bu sıkıntı ve zorluğun ardından Allahu Teâla’nın zaferi ilginç bir keyfiyette geldi. Öyle ki; Allahu Teâla bu yardım aracılığıyla kudretini, kuvvetini, izzetini, hikmetini ve mü’minlere lütfunu ortaya koydu. Allahu Teâla şöyle buyuruyor: “Allah, inkâr edenleri kin ve öfkeleriyle geri çevirdi, onlar hiç bir hayra varamadılar. Savaşta Allah (yardımcı ve zafer nasip edici olarak) mü’minlere yetti. Allah çok güçlüdür, üstün ve galip olandır.” [Ahzab, 25]

Allahu Teâlâ, Ben-i Kureyza’ya karşı mü’minleri yardımıyla destekledi, Allah’ın lütfuyla onları kırıp geçirdiler. Allahu Teâlâ, mü’minlere Ben-i Kureyza’dan bir çok ganimet elde etmelerini de nasip etti. Allahu Teâlâ şöyle buyuruyor: “Kitap ehlinden onlara arka çıkanları da kalelerinden indirdi ve onların kalplerine korku düşürdü. Siz (onlardan) bir kısmını öldürüyordunuz, bir kısmını ise esir alıyordunuz. Ve sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadığınız bir yere mirasçı kıldı. Allah, her şeye güç yetirendir.” [Ahzab, 26-27]

Bu, Allah’ın kullarına vaadidir. Bu vaadini de kendilerini imtihan edip saflarını münafıklardan temizledikten ve mü’minlerin Allah’ın vaadine olan güvenleri ile güçleri arttıktan sonra gerçekleştirmiştir. Bunun hemen akabinde de zafer hiç ummadıkları bir yerden gelmiştir.

Allah’tan mücahid kullarına zafer, izzet ve temkin nasip etmesini diliyoruz.
Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA