İDRAK MEDYA

Allah’ın Yardımını Getiren Zaferin Esbabları – 1

Allah’ın Yardımını Getiren Zaferin Esbabları – 1
08 Temmuz 2019 - 20:45

Allah’ın Yardımını Getiren Zaferin Esbabları – 1

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Rebiülahir 1438 tarihinde, Konstantiniyye dergisinde yayımlanan “Allah’ın Yardımını Getiren Zaferin Esbabları” isimli makalenin birinci kısmını sizlerin okumasına sunuyoruz.

Mü’minlere yardımı kendi üzerine bir hak bilen Allah’a hamdolsun. Salât ve selam onun Rasûlüne, ehline, sahabesine ve tüm takipçilerine olsun.

Bazı insanlar, hak din sahipleri olan Müslümanların dünyada sürekli zelil, mağlup ve yenildiklerini, İslam’ın dışındaki din sahipleri ve Allah’a ﷻ itaatten uzaklaşanların güç sahibi, muzaffer ve izzetli olduklarını iddia ederler. Bunlar, Allah’ın ﷻ dini ve kulları hakkındaki yardım ve vaadine güvenmezler.

Ya da bazıları, Allah’ın ﷻ yardımının sürekli ve herkesi kapsamadığını yani bir zaman veya bazıları için olup başka bir zaman ve diğer başkaları için olmadığını sadece dilediği bazı kulları için olduğunu söylerler. Bu sözler, Allah’ın kitabını hakkıyla anlamayan veya Allah’ın ﷻ yardımına güvenmeyenlerin sözleridir.

Çünkü Allah ﷻ kendisine iman edip salih amel işleyen, kendisine şirk koşmadan ibadet eden tüm kullarına yardım ve zafer vaad etmiştir. Bunu tahsis etmemiş bilakis genel bir şekilde beyan etmiştir.

“Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Nur, 55]
“Allah’a ve peygamberine düşman olanlar var ya, işte onlar en aşağı kimselerin arasındadırlar. Allah, “Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” diye yazmıştır.” [Mücadele, 20-21]
“Üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır.” [Maide, 56]

Allah ﷻ, yardımını hak etmiş iman ehli herkese zafer, galibiyet ve izzet verir. Allah’ın ﷻ vaad ayetleri geneldir ve şartları yerine getiren herkesi kapsar.Fakat Allah ﷻ bu yardım ve zafer vaadini de bazı şartlara bağlamıştır. Mü’minler ancak bu şartları yerine getirdikten sonra Allah’ın ﷻ yardımına mazhar olabilirler.

Allah’ın ﷻ yardım etmediği Mü’minler bu yardımı hak etmeyenlerdir. Bu yardımın şartlarını yerine getirmeyenlerdir. Nitekim Allah ﷻ, insanların başına gelenler kendi elleriyle kazandıklarından olduğunu şu şekilde beyan etmektedir. “Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz sebebiyledir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.” [Şûra, 30]

Allah’ın izniyle Allah’ın ﷻ yardımını hak etmek için gerekli olan bazı şartları ve bu yardımın gelişini olumlu ve olumsuz olarak etkileyen unsurları zikretmeye gayret edeceğiz.

Mü’minler, Allah’ın ﷻ yardımına nail olabilmeleri için zafer ve yardımın sadece Allah’tan geldiğine inanmaları gerekir. Bu konuda kendilerine, silah veya hazırlıklarına, sayı veya çokluklarına güvenmemeleri gerekir. Allah ﷻ kendisine veya gücüne güvenenlere yardım etmez. Allah’u Teâlâ şöyle buyurur: “Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah’tandır.” [Al-i İmran, 126]

Allah ﷻ bu Ayet-i Kerime’de, Arap dilinde sınırlandırmanın en üst şeklini yani olumsuzluk belirten “ma” harfi ile istisna harfi olan “illa” harflerini kullanarak yardım ve zaferin yegâne sahibi olduğuna dikkat çekmektedir.

Başka bir Ayet-i Kerime’de şöyle buyuruyor: “Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse ondan sonra size kim yardım eder? Mü’minler ancak Allah’a güvenip dayanmalıdırlar” [Al-i İmran, 160] “Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.” [Nisa, 139]

Huneyn Savaşı’nda sahabeden bazıları bu manayı göz ardı edip çokluklarına aldanınca, Allah’ın izni olmadan sayı ve hazırlığın bir işe yaramadığını görmeleri için Allah ﷻ savaşın ilk demlerinde onlara hezimeti yaşattı. Allah’u Teâlâ şöyle buyurur: “Andolsun ki; Allah size birçok yerde ve çokluğunuzun sizi böbürlendirdiği fakat bir faydasının da olmadığı, yeryüzünün geniş olmasına rağmen size dar gelip de bozularak arkanıza döndüğünüz Huneyn gününde de yardım etmişti. Bozgundan sonra Allah, Rasûlu’na ve Mü’minlere güvenlik verdi ve görmediğiniz askerler indirdi; kâfirleri azaba uğrattı. Kâfirlerin cezası budur.” [Tevbe, 25-26]

Allah’u Teâlâ, güvendikleri bu çoğunluk olmadan birçok yerde kendilerine yardım ettiğini onlara hatırlatarak çokluğa aldanıp ona güvenmelerinin kendilerine bir yarar sağlamadığını ve yenildiklerini belirtti. Yenilgiden sonra kendilerine zaferin işe yaramayan çokluktan değil, Allah’tan ﷻ olduğunu belirtmek için onlara yardım edip zafer verdi ve birçoklarının gözden kaçırdığı, “Zafer yalnız Allah’tandır” prensibine dikkatlerini çekti.

ALLAH’U TEÂLÂ, DÜNYADA MÜ’MİNLERE YARDIM ETME SÖZÜ VERMİŞTİR
Bu, değiştirilmesi söz konusu olmayan doğru bir söz ve Allah’u Teâlâ’nın değişmeyen bir yasasıdır. Allah ﷻ şöyle buyurur: “And olsun ki! Senden önce, birçok peygamberleri ümmetlerine gönderdik. Onlara belgeler getirdiler. Dinlemeyip suç işleyenlerden öç aldık, zira Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.” [Rum, 47] “Senden önce nice peygamberler yalanlandı ve kendilerine yardımımız gelene kadar yalanlanmalarına ve sıkıştırılmaya katlandılar. Allah’ın kelimelerini (kanunlarını) değiştirebilecek yoktur; and olsun ki peygamberlerin haberi sana da geldi.” [En’am, 34]

“Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek yoktur.” Yani sosyal yasaları mutlaka gerçekleşir. “Ol, der hemen oluverir.” Bu yasalarından biri de Mü’minlere verdiği “Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır.” sözüdür. Yardım etme sözü, yukarıdaki ayetlerde olduğu gibi, sadece ahirette değil bilakis hem dünya hem de ahirettedir. Allah’u Teâlâ şöyle buyurur: “Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.” [Mü’min, 51] “Nihayet biz iman edenleri, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.” [Saff, 14]

Allah’u Teâlâ’nın bu sosyal yasalarının gereklerinden biri de, yeryüzünde Mü’minlere iktidar vermesidir. Allah’u Teâlâ şöyle buyurur: “Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Nur, 55]

“Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: ‘Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!’ Rableri de onlara: ‘Zalimleri mutlaka helak edeceğiz!’ diye vahyetti. Ve (ey iman edenler) sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimselere mahsustur.” [İbrahim, 13-14]

Bu ayetler, Allah’u Teâlâ’nın Mü’minlere, önceki Mü’minlere nasip ettiği gibi rahatça dinlerini yaşayabilecekleri ve hâkim konumda olabilecekleri bir durumu nasip edeceğini ifade eder. Ayrıca Allah’u Teâlâ bunun şartlarını da açıklamaktadır. Şöyle buyurur: “Sizlerden iman edip salih ameller işleyenlere” ve “İşte bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimselere mahsustur.” Nur Suresi’ndeki ayette “Kendilerinden öncekileri sahip ve hâkim kıldığı gibi” buyurması, değişmeyen bu ilahi yasayı vurgulamak ve daha fazla açıklamak içindir. Yani, sizden öncekiler için bu gerçekleştiği gibi, şartları yerine getirdiğiniz zaman sizin için de gerçekleşecektir, manasındadır.

“Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. Hani sen Mü’minlere, “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder. Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır.” [Al-i İmran, 123-126]

İşte Allah’ın ﷻ apaçık bir zafer örneği… İman etmiş, hicret etmiş ve yolunda cihada çıkmış ihlaslı bir ordu… Maddi ve manevi tüm esbapları yerine getirdikten sonra Allah’a tevekkül edip O’na dayanan ve zaferi sadece ondan bekleyen canlı bir örnek… Rabbiniz işte sözünü yerine getiriyor. Hem de kendisine yakışır bir şekilde. Bir meleğin inmesi bile yeterli iken Rabbimiz üç bin meleği gönderdi. Öyle ya sen üzerine düşeni hakkıyla yerine getirirsin de rabbin sana verdiği sözü yerine getirmez mi? O kendisine yakışanı yapar. Çünkü O, âlemlerin Rabbi olan Allah’tır.

Allah ﷻ bu Ayet-i Kerime’de de yardımın artmasını takva ve sabrın artırılmasına bağlamaktadır. Yani siz ne kadar takvalı ve sabırlı olursanız, rabbinizin yardımı da size o denli fazla gelecektir.
Savaşlarda verilen şehidlerin mağlubiyetle bir ilgisi bulunmamaktır. Allah c savaşlarda zafer verdiği kullardan bir kısmını şehid olarak katına almak isteyebilir. Bu mağlubiyet değildir. Bilakis bu Allah’ın dilemesi ve rahmetidir. Çünkü o bu amellerle bizi sınamakta samimiyetimizi ve amellerimizi ortaya koymak istemektedir. “Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.” [Al-i İmran, 139] “Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” [Al-i İmran, 142]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA