İDRAK MEDYA

BÜYÜK ŞİRKTE CEHALET MAZERET MİDİR? – 2

BÜYÜK ŞİRKTE CEHALET MAZERET MİDİR? – 2
06 Şubat 2019 - 22:24

BÜYÜK ŞİRKTE CEHALET MAZERET MİDİR? – 2

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Zilhicce 1436 tarihinde, Konstantiniyye dergisinde yayımlanan “BÜYÜK ŞİRKTE CEHALET MAZERET MİDİR?” isimli makalenin ikinci kısmını sizlerin okumasına sunuyoruz.


BEŞİNCİ DELİL


Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhit olduk, dediler. Yahut “Daha önce babalarımız Allah’a ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onların izinden gittik). Bâtıl işleyenlerin yüzünden bizi helâk edecek misin?” dememeniz için (böyle yaptık). “(Araf 172-173)

Bu ayetin tefsirinde İmam Kurtubi: “Tevhid konularında mukallide hiçbir özür yoktur” demektedir. (Kurtubi tefsiri clt7 sf319)


ALTINCI DELİL


“O, bir gurubu doğru yola iletti, bir guruba da sapıklık müstahak oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar. “
(Araf 30)

İmam Beğavi bu ayetin tefsirinde : “Kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.” Bu ayeti kerime, kendisini Allah ﷻ’nun hak dininde olduğunu zan eden (cahil), (bilerek) inkâr eden veya inat eden arasında hiçbir fark olmadığına delildir. (Beğavi tefsiri clt2 sf188)

İbn-i Cerir et-Taberi bu ayetin tefsirinde şunları söyler: Kendilerine sapıklık hak olmuş fırkanın Allah’ın ﷻ yolundan sapmasının sebebi, Allah’ı ﷻ bırakıp şeytanları dost ve yardımcı edinmeleri ve üzerinde bulundukları hatayı cahilane devam ettirmeleridir. Hatta onlar kendilerinin hidayet ve hak üzere olduğunu, doğru olanın da kendi yaptıkları olduğunu zan ederler. Bu ayeti kerime, yapmış olduğu günahı bilerek veya Rabbine inatla yapmadığı müddetçe, işlemiş olduğu bir masiyetten veya sahip olduğu sapık akideden ötürü azap edilmez diye iddia edenlerin hata yaptıklarına dair en açık delildir.

Eğer durum onların söylediği gibi olmuş olsaydı kendisini hidayette zan eden sapıklar ile gerçekten hidayette olanlar arasında fark olmayacaktı. Allah ﷻ bu ayeti kerimede hem isimlerinin hem de hükümlerinin aynı olmadığını beyan etmiştir. (Taberi tefsiri clt12 sf388)


YEDİNCİ DELİL

“Onlara (müşriklere): Allah’ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar, “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız” dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?” (Bakara 170)

Allah’ın ﷻ yette bahsettiği bu müşrikler babalarını taklit etmekle yetindiler ve peygamberlere iman etmekten yüz çevirdiler. Hâlbuki babaları insanların en cahilleri ve aynı zamanda en sapıklarıydı.


SEKİZİNCİ DELİL

“Yüzleri ateşte evirilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, Peygamber’e de itaat etseydik! Derler. Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yolda saptırdılar, derler. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle rahmetinden kov.” (Ahzab 66-67-68)

İmam Taberi bu tefsirinde Katade’den rivayetle şunları söyler: “Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk” yani şer ve şirkte reislerimize tabi olduk.

Yine İbn Zeyd’den rivayetle şunları söyler: “Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk” onları saptıran, ümmetin önderleriydi. (Taberi Tefsiri, Cilt 20, Sh.331)


DOKUZUNCU DELİL

“Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm sadece Allah’a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yusuf 40)

İbn-i Kesir bu ayetin tefsirinde şunları söyler: “İnsanların çoğu bilmezler” işte bundan ötürü insanların çoğu müşriktir. Daha sonra o ikisine beyan etti ki onların taptıkları ve ilah olarak isimlendirdikleri şeyler ancak kendi cahilliklerinden kaynaklanmaktadır. (İbni Kesir Tefsiri, Cilt 4, Sh.390)

Yani cehalet, şirk işleyene mazeret olmadığı gibi bütün şirk, küfür ve münkerin de temel kaynağıdır. Allah subhanehu ve Teâlâ, insanları cahillikleri sebebiyle işlemiş oldukları şeylerden ötürü müşrik sayarken birileri hala bu müşrikleri işlemiş oldukları şirklerine rağmen suyun tersine Şeyh Abdullah bin Abdurrahman Eba Batin bu ayetin tefsirinde şunları söyler:

Onlar, yaptıkları eylemlerinin ibadet olduğunu bilmedikleri halde, Allah Subhanehu ve Teâlâ onları cahilliklerinden ötürü onları mazeretli saymamış bilakis onları kötüleyerek müşrik olarak isimlendirmiştir. (Ed-Durer es-Seniyye, Cilt 10, Sh.193)


ONBİRİNCİ DELİL

“Eğer onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk, derler. De ki: Allah ile O’nun âyetleriyle ve O’nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz? (Boşuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir gurubu bağışlasak bile, bir guruba da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz. “(Tevbe 65-66)

Şeyh Süleyman bin Abdullah bu ayetin tefsirinde şunları söyler: Bir adam bir küfür ameli işler ve onun küfür ameli olduğunu bilmezse bile bundan dolayı mazeretli sayılmaz bilakis bunu işlediği için tekfir edilir. (Teysir el-Aziz el-Hamid Şerh Kitab et-Tevhid, Sh.639)


ONİKİNCİ DELİL

“De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi? (Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.” (Kehf 103-104)

İbni Munde (395 h. vft) Tevhid kitabında şunları söyler: Allah ﷻ’nun marifetinde ve vahdaniyetinde hata eden müçtehit, inatçı gibidir. Allah ﷻ onların sapıklığını ve inadını şu ayeti kerimede beyan etmektedir.

“De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi? (Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.” (Kehf 103-104)


ONÜÇÜNCÜ DELİL

Peygamber efendimiz ﷻ‘in babası cahiliye dönemi insanlarındandı. O döneme cahiliye dönemi denilmesinin sebebi de cehaletin çokluğundandır. Buna rağmen peygamberimiz ﷻ, onları cahil oldukları halde mazeretli saymamış bilakis ateşte olduklarıyla hükmetmiştir.

Bununla birlikte selef, kendilerine hüccet ikame edilmeden önce de onların müşrik ve kâfir olduklarında, Müslüman olmadıklarında ittifak etmiştir. Fakat kendilerine hüccet ikame edilinceye ve Resul gönderilinceye kadar işlemiş oldukları küfür ve şirk sebebiyle azaba uğratılıp uğratılmayacakları konusunda selef âlimleri ihtilaf etmiştir.

İshak bin Abdurrahman şöyle der: Kendilerine peygamber ve Kur’an ulaşmamış ve cahiliyede ölmüş fetret ehli, icmaa ile Müslüman olarak isimlendirilmez ve onlara mağfiret dilenmez. İlim ehli ancak onların ahirette azap görüp görmeyeceğinde ihtilaf etmişlerdir. (Hükmi tekfir el-Muayyen fi akideti el-Muvahhidin, Sh.171.)

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA