İDRAK MEDYA

Darul İslam’da İhtilaf Adabı

Darul İslam’da İhtilaf Adabı
29 Temmuz 2019 - 21:20

Darul İslam’da İhtilaf Adabı

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Şevval 1436 tarihinde, Konstantiniyye dergisinde yayımlanan “Darul İslam’da İhtilaf Adabı” isimli makaleyi sizlerin okumasına sunuyoruz.

Âlemlerin Rabbine hamd, Rasûlüne, ehline, sahabesine ve tabilerine salât ve selam olsun. Allah ﷻ göndermiş olduğu her peygamberine birliği, beraberliği, tek olmayı, ihtilafa düşmemelerini ve ayrılmamalarını ısrarla öğütlemiştir. Ve onların örnekliğinde bizlere de bunu sürekli olarak emretmektedir. Müslümanların ihtilafa düşmemeleri ve bir olmaları için pratikte de bir imamın olması ve herkesin ona tabi olmasını farz kılmıştır. Allah ﷻ emire itaat etmeyi açık naslarla emretmektedir.

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa 59)

Aynı konunun önemine Allah Rasûlü ﷺ değinmiş ve bu konu üzerinde çokça durmuştur. Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurmaktadır: “Kim bana itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur, kim de bana isyan ederse Allah’a isyan etmiş olur. Kim emirime itaat ederse bana itaat etmiş olur. Kim de emirime isyan ederse bana isyan etmiş olur.” (Buhari 7137, Müslim 1835)

Allah’ın Rasûlü ﷺ şöyle dedi: “Kim emirinden hoşlanmadığı bir şey görürse sabretsin. Zira kim cemaatten bir karış kadar bile olsa ayrılırsa cahiliyye ölümü ile ölmüş olur.” (Buhari, 6531; Müslim, 3438)

İhtilafın zem edildiği ve birliğin emredilmesi konusunda dinimizde birçok nass vardır. Şerrin birçok kapısı ihtilafla, hayrın birçok kapısı da birlikle açılır. Müslümanların cemaati ihtilaf ettiği vakit cemaatin maslahatı için müçtehidin kavline uymak ihtilaf etmekten hayırlıdır. Şer’i nasların geneli ayrılığı değil bir kelime etrafına toplanmayı emretmiştir.

Allah ﷻ dedi ki; “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Onda ayrılığa düşmeyin.” (Ali İmran 103) Ümmetin vahdetini sağlayacak her türlü fırsatta ihtilafı terk edip Müslümanların imamının kavline gitmek Müslümanları tek safta birleştirecek etkenlerdendir. Hiç şüphe yok ki bu selefin tuttuğu yoldan ve izlediği menhecten başkası değildir. Sahih rivayetlerde sabit oldu ki Abdullah ibn-i Mesud r.h Osman r.h Mina’da iki rekâtlık namazı dört rekât kılınca onu ayıplamasına rağmen ona tabi olup onunla beraber dört rekât kılmıştır. Ne zaman böyle yaptıysa insanlar sorduklarında onlara cevaben dedi ki; “İhtilaf şerdir.”

İşte bu ibn-u Mesud’un r.h fıkhının ne kadar büyük olduğunu ortaya koymaktadır. Osman’dan r.h bu konuda istediğini vermesini dilemesine rağmen Osman r.h ona istediğini vermedi. Bununla beraber bedir ehlindendi ve Osman’ın r.h hata ettiğini biliyordu ancak nefsini hevadan arındırması sebebi ile dedi ki ihtilaf şerdir.

Öyleyse furu da var olan ameli ihtilaflarda muhalif kınanmaz. Ancak kınama eğer hilaf mefsedete ve fırkaya götürüyor ise ya da su-i zannı barındıran bir hilaf veyahut bir hayra engel olan hilaf ise buna benzer durumlarda ayıplanabilir. Bir diğer bu konuya örnek teşkil edecek kıssa İmam Malik döneminde gerçekleşmiştir. Biri dedi ki; Biz bazı kavimlerle karşılaştık bunlar sehiv secdesi konusunda senin mezhebinden başka bir mezhebe gidiyorlar. Onların mezhebine göre sehiv secdesi selamdan sonra oluyor. Onlardan biri de bizim mezhebimizi kabul edip selamdan önce secde ediyor. İmamları ise selamdan sonra secde etmeyi uygun görüyor bu ihtilafta nasıl yapalım dedi ki; “İmamlarına tabi olun. Çünkü ihtilaf şerdir.”

İmam Şatibi dedi ki; “ Aynı şekilde halife Ebu Cafer Mansur insanları muvattadaki görüşlere zorlamak istediğinde Malik’in bunu men etmesi de bu kabildendir.” İnsanların tek bir görüşe zorlanması onların bundan başkasının caiz olmadığı kanaatine o da bunun ümmeti ihtilafa düşüreceğinden korktuğu için halifeyi bu yapmak istediğinden men etti.

Şeyhülislam ibn Teymiyye dedi ki; “ İnsanların kalplerini birbirine ülfet ettirmek nefretten sakındırmak için ihtilaf anında faziletli olan görüşü terk etmek hilafın müsamaha gösterildiği meselelerdendir. Tıpkı Nebi’nin ﷺ Kâbe’yi İbrahim’in sınırları üzerine inşa etmeyi maslahat sebebi ile terk ettiği gibi. Çünkü Kureyş cahiliyeden yeni çıkmıştı. Onların nefret ettirmemek için bu hayırlı işi terk etti. Birlikte olmak, cem olmak İbrahim’in sınırları üzerine bina etmekten daha büyük bir maslahattır diye terk etti. Ne zaman ki Abdullah ibn-i Mesud r.h Osman’ın r.h arkasında namazı tamamladı insanlar itiraz edince onlara dedi ki; ihtilaf şerdir.

Ancak ihtilaf anında olmazsa olmaz olan bir nokta vardır ki o da ihtilafın ahlakını bilmektir. Allah ﷻ ehli kitabın bu hatasından çok yerde bahsetmektedir. Allah ﷻ şöyle buyurdu: “ Kitap sahipleri kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki çekememezlikten dolayı ihtilafa düştüler.” (Ali İmran 19) Sadefi dedi ki; “ Şafi’den daha akıllı kimse görmedim. Onunla bir gün tartıştık bir mesele de ayrıldık. Sonra beni gördü ve elimden tuttu. Dedi ki; “ Ey Ebu Musa bir konuda anlaşamadık ihtilaf ettik ve anlaşamadık diye kardeş olmayı terk etmeyelim.”

İbnu Abdilber rivayet etti ki; Abbas ibn-i Abdulazim Enbari’den nakletti. Bir gün Ahmed bin Hanbel’in yanında idim. Ali ibn-ul Medeni bineği ile geldi. Şehadet babında tartıştılar. Sesleri birbirine karşı yükseldi hatta aralarına cefa girmesinden korkuldu. Ahmed şehadeti makbul sayıyordu ve Ali ona itiraz ediyordu ve kendi görüşünü savunuyordu. Ali ne zaman kalkmak istediyse Ahmed ayağa kalktı ve ona yardım etti.

Ahmed ibn-i Hanbel İshak ibn-i Rahaveyh hakkında dedi ki; “ Horasan İshak’tan daha güzel bir köprü geçiş bilmiyoruz. Bazı şeylerde ihtilaf etsek bile. Şüphesiz insanlar bir kısmı bir kısmına muhalefete sürekli devam etmişlerdir.”

Bu ümmetin en hayırlıları olan sahabe ve tabiinler bile ihtilaf etmiş ama onların bu ihtilafları kardeşliklerine ve birliklerine bir halel getirmemiştir. Bu anlamda birbirilerine çok müsamahakâr ve saygılı davranmışlardır. Selefin bu güzel ahlakı giderek kaybolmaya ve günümüzde neredeyse yok olmaya kadar varmıştır.

İhtilaf ahlakını taşımayan bazı kimseler, en basit içtihadi bir konuda bile aynı içtihadı paylaşmayan muhatabını ya haricilik ya da mürcielikle itham etmektedir. Bu da Müslümanların birliğini parçalayan ve Müslümanlar arasına düşmanlığı eken unsurlardandır. Hiç şüphe yok ki bu ithamları noktalayacak ve sonlandıracak tek merci imamın kavlidir. İmama tabi olmanın birçok maslahatı varken, ihtilaf çıkartıp safları bölmenin de birçok zararı vardır. Özellikle bu zarar ve faydalar İslam devletinde daha çok önem arz etmektedir.

Özellikle savaşta ve yeni kurulmuş olan bir devlette bu unsur çok daha ayrı bir anlam kazanmaktadır. Allah’ın ﷻ ve Rasûlünün ﷺ emri, ihtilaf anında imama tabi olunmasıdır. Kendin benimsemesen de, hoşuna gitmeyen bir mesele olsa bile gene emire tabi olman hem sana hem de ümmete çok daha fazla hayrı dokunacaktır. Yukarıda yapmış olduğumuz nakillerden de anlaşıldığı üzere sahabe ve tabiin – Allah onlardan razı olsun – buna ehemmiyet vermiş ve bu konuda asla taviz vermemişlerdir.

Hiç şüphe yok ki hevalarını dinlerine alet edip ilmi ihtilafları ayrılık sebebi kılan heva ehli ve bidatçılar oldu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA