İDRAK MEDYA

Dua İle Cihad – 2

Dua İle Cihad – 2
03 Haziran 2019 - 20:45

Dua İle Cihad – 2

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Safer 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “DUA İLE CİHAD” isimli makalenin ikinci kısmını sizlerin okumasına sunuyoruz.

Bunları zikrettikten sonra her yerdeki mustazaf Müslümanlara şunu diyoruz: Dua edin, dua edin, dua edin! Allah’a ﷻ dua ederken de kabul olacağına inanarak dua edin! Muhakkak ki; Allah’u Teâlâ vaadini yerine getirecek ve gücü ve kuvvetiyle tek başına orduları bozguna uğratacaktır. Bu hakikattir yorum değildir. Dua mü’minin silahıdır. Dua, Allah ﷻ yolunda dille yapılan cihadın türlerinden biridir. Dille yapılan bu türdeki cihad, özellikle savaşa katılamayan mustazaf Müslümanlar ve Allah’u Teâlâ’nın kendilerine nefsiyle ve malıyla savaşmayı nasip etmediği kimseler içindir. Bakara suresinde de geçtiği üzere dua, Talut’un ve muvahhid askerlerinin Calut’a ve kâfir askerlerine karşı zafer kazanmasına sebep olmuştur.

Aynı zamanda Allah Resulü’nün de ﷺ, düşmanlar Müslümanlara baskın düzenlediğinde, onları muhasaraya aldığında veya Müslümanlar ile müşrikler arasında savaş kızıştığında, yaptığı ilk şey duaya sarılmaktı. Aynı zamanda sahabe r.h anhuma ve onları takip edenler de, katıldıkları savaşlarda yalnızca Rablerine sığınır, O’na ﷻ tevekkül eder, O’na ﷻ boyun eğer, O’na ﷻ yalvarıp yakarır ve kendi güç ve kuvvetlerine değil O’nun ﷻ güç ve kuvvetine sığınırlardı. Bundan ötürü çok geçmeden Allah’u Teâlâ onları sebat ettirir ve üzerlerine sükûnet indirirdi.

Düşmanlarını ise bozguna uğratır, kalplerine korku salar ve onları yenilmiş bir şekilde geri çevirirdi. Bu anlamda yukarıda da belirttiğimiz gibi sahabelerin ve tabiilerinin katıldıkları savaşlarda, dua silahıyla zafer elde ettikleri örnekler sayılamayacak kadar çok ve meşhurdur. Bu örneklerden biri de güzel sahabe Numan bin Mukarrin’in kıssasıdır. Halife Ömer bin Hattab h, hicri 21. senesinde Müslümanların beldelerine saldırmak üzere yüz elli bin savaşçıyla harekete geçen Perslilere karşı savaşması için onu, bir ordunun komutanı yaptı ve savaşa gönderdi. Nihayet iki ordu Pers ülkesinin Nahavend mıntıkasında karşı karşıya geldi. İki ordu bu mıntıkada karşı karşıya geldikten sonra Numan r.h, düşmanla en güzel zamanda savaşmaya başlamak için beklemeye koyuldu. Allah Resulü de ﷺ düşmanla savaşmak en güzel zamanı kollardı.

Zikrettiğimiz bu en güzel zaman ise öğle vaktidir. Vakit yaklaştığında Numan atına bindi, insanların arasında gezdi ve her sancağın altında durdu. Durduğu her sancağın altındaki mücahid Müslümanlara, Allah’ı ﷻ hatırlattı, savaşa teşvik edip onlara zaferi va’d etti. Sonra onlara şöyle dedi: “Ben üç defa tekbir getireceğim. Üçüncü tekbiri getirdiğimde ben saldıracağım siz de saldırın.” Daha sonra şöyle dua etti: “Ey Allah’ım! Dinini yücelt, kullarına yardım et ve Numan’ı bugünün şehidlerinden kıl. Ey Allah’ım! Senden içinde İslam’ın izzetli olduğu bir fetihle gözlerimi aydın kılmanı diliyorum. Ve beni şehid olarak katına al.” Numan’ın bu duasıyla beraber insanlar ağladı ve duasına âmin dediler. Peki, Numan’ın bu samimi duasının ardından savaşın sonucu ne oldu? Müslümanlar, Perslilerle yaptığı şiddetli savaşın ardından Persliler yenildi. O gün öğleden akşama kadar savaş meydanını kanla dolduracak kadar, hatta insanlar ve hayvanların akan kanlardan ötürü ayakları kayacak derecede Persliler öldürüldü ve kanları akıtıldı.

Perslilerle yaşanan şiddetli savaşın ardından Allah’u Teâlâ, Numan’ın gözlerini fetihle aydın kıldı ve Numan müşriklerin yenilgisini gördü. Daha sonra Allah’u Teâlâ, Numan’ın yapmış olduğu duasına icabet etti ve savaşın sonuna doğru onu şehid seçerek katına aldı. [El-Kamil Fi’t Tarih Li-İbni’l Esir]

Şayet selefi salihinin savaşlarında kullandıkları dua silahını ve savaşları kazanmada duanın nasıl bir etkisi olduğu örneklerini buraya aktaracak olursak konumuz uzar.

Lakin bunlardan birkaçını zikredecek olursak şunları zikredebiliriz. Dua silahını kullanan ve onunla zaferler elde edenlerden biri de; komutan Kuteybe bin Müslim El Bahilidir r.h Kuteybe bin Müslim El-Bahili’ye savaşlarında, âlimler, fakihler ve abidler eşlik ederdi ve onlar dua ederek Allah’tan ﷻ yardım isterlerdi. Kuteybe, hicri birinci yüz yılın sonlarında, Türklerle savaşmak için onlara bir gazve düzenledi. Ancak Türklerin durumu, toplulukları ve hazırlıkları onu korkutmuştu. Bunun için askerlerden birini tabiinlerden olan İmam Muhammed Bin Vasi’nin r.h durumunu sormak için gönderdi ve ona (imamının durumunu zikrederek) şöyle dedi: “İşte o, ordunun sağ kanadında yayının üzerine dayanmış ve parmağını havaya kaldırarak düşmana karşı Rabbinden yardım diliyor ve O’na yalvarıp yakarıyor.” Daha sonra Kuteybe şu meşhur sözünü söyledi: “Bu parmak, bana keskin yüz bin kılıçtan ve yiğit gençten daha sevimlidir.” [Siyeru A’lamu’n Nubela]

Kuteybe’nin bu sözü söylemesinin ve ordusunu zaferle müjdelemesinin sebebi; dua silahının faziletini ve önemini bilmesindendi. Ve bilfiil bu gerçekleşti.

Nitekim Kuteybe, müşrik Türk ordusuyla karşılaştığında ve onlarla savaştığında Allah’u Teâlâ ona fetih lütfetti ve düşmanlarını yendi. Onların beldelerini aldı, bazılarını öldürdü, bazılarını esir aldı ve çokça da mal ganimet aldı. [El-Bidaye Ve’n Nihaye]

Kuteybe bin Müslim El-Bahili’nin duaya verdiği önemi ve duanın fazileti ve önemi hakkında zikrettiğimiz bu küçük kıssadan sonra şimdide sizlerle ikinci bir fatihin duaya verdiği öneme ve diğer bir kıssada duanın faziletine ve önemine bir göz atalım.

Bu fatih, kahraman komutan ve Horasan valisi olan Esed bin Abdullah El-Kasri’dir r. Bu kahraman komutan hicri 119. yılında Türklerle olan şiddetli savaşlarından birinde, Müslümanların ordusuna sabah namazını kıldırdı ve onlara hutbe vererek şöyle dedi: “Allah’ın ﷻ düşmanı Haris bin Süreyc, (Hişam bin Abdulmelik döneminde Emevi oğullarına isyan eden biri) tağut Hakan Et-Türki’nin davetine icabet ederek Allah’ın ﷻ nurunu söndürmek ve dinini değiştirmek istemektedir. Lakin Allah ﷻ onu zelil edecektir inşallah. Köpek düşmanınız kardeşlerinize yapacağını yaptı. Eğer Allah ﷻ size yardım etmeyi dilemişse, sizin azlığınız veya onların çokluğu size zarar vermeyecektir. O halde Allah’tan ﷻ yardım dileyin.” Sonra şöyle dedi: “Duydum ki, kulun Allah’a ﷻ en yakın olduğu an, Allah’ın ﷻ huzurunda alnını yere koyduğu (secde ettiği) andır. O halde ben başımı eğiyor ve onun huzurunda alnımı yere koyuyorum. Siz de Allah’a ﷻ dua edin, Rabbinize secde edin ve duayı yalnızca O’na has kılın.”

Böylece Müslümanlar da böyle yaptı. Sonra başlarını kaldırdılar ve artık fetihten hiç şüpheleri kalmamıştı. Daha sonra Müslümanlar müşrik Türklerle savaşmak için harekete geçtiler. Müslümanların ordusu Belh (Horasan şehirlerinden biri) şehrine ulaştıklarında Esed bin Abdullah El-Kasri insanlara uzun uzadıya iki rekât namaz kıldırdı. Sonra insanları Allah’a ﷻ dua etmeye davet etti ve aynı şekilde uzun uzadıya dua etti. Duasında Allah’tan ﷻ yardım diledi ve insanlar da onun duasına âmin dediler. Yaptığı duanın ardından üç defa: “Kâbe’nin Rabbine andolsun ki; kazandınız inşallah” dedi. Daha sonra Müslümanların ordusu, müşrik ve mürtedlere ulaşınca Haris yenildi ve Hakan Et-Türk ise arkasına bakmadan kaçtı. Bunun üzerine Türkler dağılıp kaçıştılar ve kontrolleri dağıldı. Daha sonra Müslümanlar kaçanları takip etti ve güç yetirebildiklerini öldürdüler. Ta ki, koyunlarına vardılar ve 155 binden fazla koyunu ganimet aldılar. [Tarihu’t Taberi]

İşte bunlar, kendilerinden ilham aldığımız seleflerimizin kıssalarındaki bazı ışıklardır. Kabul şartları yerine gelip engelleri ortadan kalkınca dua, düşmana karşı zafer kazanmanın en önemli sebeplerinden biridir. Duanın kabul olmasının en önemli şartları şunlardır:
1-Duayı yalnızca tek olan Allah’a ﷻ has kılmak.
2-Allah Resulü’nün ﷺ dua yapma tarzını ve keyfiyetini örnek almak ve duada bidatlerden sakınmak.
3-İstenilen şeyde azimli olup kesin bir ifade ile istemek. Bunun hakkında Allah Resulü ﷺ şöyle buyurdu: “Sizden biriniz dua ettiği zaman kesin bir ifade ile dilekte bulunsun. Allah’ım! Dilersen bana ver, demesin.” [Muttefekun Aleyhi]
4-Allah’u Teâlâ’nın duasına karşılık vereceğine kesin bir şekilde inanarak dua etmek. Bunun hakkında Allah Resulü ﷺ şöyle buyurdu: “Allah’tan bir şey istediğinizde Allah’ın icabet edeceğinden emin olarak isteyin. Zira Allah, kendisine gafil bir kalple farkında olmadan dua eden bir kula icabet etmez.” [Ahmed rivayet etti]
5-Duayı, Allah’ın rahmetini umarak, azabından korkarak, ne söylediğini bilerek ve huşu içerisinde yapmak. Bunun hakkında Allah’u Teâlâ şöyle buyurdu: “Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize huşu duyan kimselerdi.” [Enbiya, 90]

Aynı zamanda icabeti hızlandıran duanın adapları ve müstehapları vardır. Onlardan bazıları şunlardır;
1-Dua eden kişinin, temiz olması, kıbleye yönelmiş ve ellerini havaya kaldırmış olması gerekir.
2-Dua eden kişinin, duadan önce Allah’a b yakışır şekilde O’nu övmesi ve Nebi’ye ﷺ salat getirmesi gerekir.
3-Dua yaparken, Allah’a ﷻ salih bir amel sunması gerekir.
4-Dua eden kişinin istediği şeyde ısrarcı olması, isteğini üç veya daha fazla bir şekilde söylemesi ve ağlayarak yalvarıp yakarması gerekir.
5-Dua eden kişinin eğer tek başına ise sesini kısık tutması, eğer imam ise insanların duasına âmin diyebilmesi için sesini yüksek tutması gerekir.
6-Duayı; gecenin son üçte birinde, farz namazları sonrasında, ezan ile kamet arasında, yağmur yağdığında, Allah ﷻ yolunda ordular saldırıya geçtiğinde, düşmanla karşılaşıldığında, cuma gününün son saatlerinde, secdelerde, horozun öttüğü anda, orucunu açtığı anda ve yolculuğa çıktığı an gibi vakitlerde yaparak Allah’ın ﷻ icabet edeceği bir vakti yoklaması gerekir.

Duanın icabetine engel olan bazı engeller ise şunlardır:
1-Allah’ın ﷻ dışında başkalarına dua etmek, ölülerden ve gaib kimselerden şefaat dilemek. Bu büyük şirktir ve kişiyi dinden çıkaran bir ameldir.
2-Allah’a ﷻ bidat dualarla yaklaşmak. “Ey Allah’ım! Nebi’nin ﷺ hürmetiyle senden istiyorum” gibi sözlerle Nebi’nin ﷺ makamını kullanarak Allah’a ﷻ dua etmesi gibi.
3-Allah’ın ﷻ rahmetini kötüye kullanma. Dua eden kimsenin: “Ey Allah’ım! Falana rahmet et ve onu bağışla ancak filana rahmet etme ve onu bağışlama” demesi gibi.
4–Sıla-i rahmi kesme ve ona benzer masiyet türünden bir şeyi istemek.
5-Masiyetler işlemek. Özellikle hırsızlık, faiz, içki ve sigara içmek gibi haram olan şeyleri yiyip içmek. Allah Resulü ﷺ şöyle buyurdu: “Bir kimse uzun sefere çıkar, saçları dağılmış, toza toprağa bulanmış bir hâlde ellerini semaya uzatarak: ‘Ya Rabbi, ya Rabbi!’ diye dua eder. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram (hâsılı) kendisi haramla beslenmiş olursa böylesinin duası nasıl kabul edilir?” [Müslim rivayet etti.]
6-İyiliği emretmeyi ve kötülükten sakındırmayı terk etmek. Nebi ﷺ şöyle buyurdu: “Nefsimi elinde tutan [Allah’a] yemin olsun ki, ya iyiliği emreder ve münkerden nehyedersiniz yahut Allah’ın, üzerinize katından bir azap göndermesi muhakkak yakındır. Sonra O’na dua edersiniz ama (artık) size icabet edilmez.” [Tirmizi rivayet etti ve hasen olduğunu söyledi.]

Dua eden kişi duanın mekruhlarından da sakınması gerekir. Nitekim duanın bazı mekruhları şunlardır:
1-Dua eden kimsenin açıktan ve yüksek sesle dua etmesi. Aişe r.h şöyle dedi: “‘Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma’ ayeti dua hakkında indi.” [Muttafakun Aleyhi].
2-Kafiyeli veya insanların genelinin anlamadığı lafızlar kullanarak normal olmayan bir tarzda kendini zorlayarak dua etmesi. Duanın, anlamının farklı yönlere çekilmemesi için duanın fasih olması güzel olsa bile bu konuda adet edinilenin dışına çıkmak güzel değildir. Çünkü bu şekilde dua, huşuyu götürür ve kalbi gafil kılar.
3-Olması mümkün olmayan şeyleri istemek. Örneğin: Bir kimsenin Allah’u Teâlâ’dan kendisini dünyada ebedi kılmasını dilemesi gibi…

O halde ey İslam Devleti askerleri! Ey İslam Devleti emirleri! Ey İslam Devleti’nin halkı! Ey İslam Devleti’nin destekçileri! Hilafetinize yardım etmesi, asrın Calut’u Amerika’yı ve askerlerini bozguna uğratması için Allah’a ﷻ dua edin. Bir zaman sonrada olsa Allah ﷻ dualarınıza icabet edecektir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA