İDRAK MEDYA

DUA’DA ŞİRK

DUA’DA ŞİRK
18 Şubat 2019 - 23:34

DUA’DA ŞİRK

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Şevval 1436 tarihinde, Konstantiniyye dergisinde yayımlanan “DUA’DA ŞİRK” isimli makaleyi sizlerin okumasına sunuyoruz.

Asrımızın ve her dönemin en büyük şirklerinden biri duada şirk olmuştur. İlahlığı sadece Allah’a veremeyenler onunla beraber başkalarından da bir şeyler isteme ihtiyacı hissetmişlerdir. Ya Allah Azze ve Celle’yi çok büyük, kendilerini de çok küçük, günahkâr ve ondan uzak görerek ya da Allah Azze ve Celle’nin basit işlerle ilgilenmediğini bu tür basit duaları bazı kimselere devrettiğine inanarak Allah’ın dışındaki başka varlıklara dua etmişlerdir.

“Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O’na has kılarak (ihlâsla) Allah’a yalvarırlar. Fakat onları sâlimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah’a) ortak koşmaktadırlar.” (Ankebut 65)

Bu ayetin tefsirinde İbn-i Cerir Et-Taberi r.h şunları söylemektedir: “Bu müşrikler denizde bir gemiye bindiği zaman boğulmak ve helak olmaktan korktukları için sadece Allah’a dua edip dini ona has kılarlar. Yani şiddet ve sıkıntı anlarında rablerini birlerler. Ve yalnızca ona ibadet eder, ona dua ederler. Allah’ın dışında dua ettikleri ilahlarından medet ummazlar, sadece onları yaratan rablerine yönelirler. Karaya ulaştıkları, içine düştükleri sıkıntıdan kurtuldukları vakit karada rablerine ortak koşup onun dışında başkalarına ibadet etmeye başlarlar. Allah’ın dışında başka ilahlardan, putlardan bir şeyler istemeye başlar onları Allah’a denk tutarlar.” (Camiul beyan 10\159)

“Allah’ı bırakıp da sana fayda veya zarar vermeyecek şeylere tapma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun. Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan başka giderecek yoktur”(Yunus 106-107)

Yine bu ayetin tefsirinde İbn-i Cerir şunları söylemektedir: “Allah Teâlâ peygamberine seslenerek şunları söylemektedir. Ey Muhammed dünya ve ahirette sana fayda sağlayamayacak, dininde ve dünyanda sana zarar veremeyecek, seni yaratan ve mabudun olan Allah’ın dışında hiç kimseye dua etme. Yani onlardan fayda bekleyerek veya zararların korkarak onlara ibadet etme. Çünkü onlar fayda veya zarar veremezler. Eğer sen Allah’ın dışında birilerine dua edersen, Allah’a şirk koşarak kendine zulmedenlerden olursun.” (Camiul beyan 6\618)

Süleyman Alu-Şeyh bu ayet hakkında şunları söylemektedir: “Ayetler açık ve kati olarak, Allah’ın dışında birisine dua etmek, ondan medet dilemek veya istiğasede bulunmak büyük şirk olduğunu ifade etmektedir. Bundan ötürü Allah Azze ve Celle “Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun keremini geri çevirecek de yoktur…” (Yunus 107) demektedir. Çünkü mülkte, kahretmede, verme veya engellemede tek yetki sahibi o’dur. Durum böyle olduğu için bunun gereği olarak Allah Teâlâ’nın ulûhiyette birlenmesi gerekir. Ve bir faydayı elde etmede veya zararı def etmek için sadece ondan istemek lazımdır. Çünkü faydayı onun dışında sağlayacak yoktur. Aynı şekilde zararı da onun dışında def edecekte yoktur.

“Allah’ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O’nun tuttuğunu O’ndan sonra salıverecek de yoktur. O, üstündür, hikmet sahibidir.” (Fatır 2)

Bundan ötürü Allah Teâlâ’nın dışında kimse bu iddiada bulunamaz. Kendisine bile fayda sağlayamayacak veya zararı def edemeyen birisinden bir şeyler istemenin batıllığı ortadadır. Bu kabirperestlerin inancının tam tersidir. Çünkü onlar, evliyaların ve meczup olan tağutlarının fayda veya zarar verebileceğine, zararı def edebileceğine ve onların kâinatta ve mutlak mülkte tasarruf hakkına sahip olduklarına inanırlar.”(Teysirul azizil hemid 237-238 ).

Yine bu konuda Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere dua edenden daha sapık kim olabilir? Onlar, bunların dualarından habersizdirler. İnsanlar Kıyamette haşredildikleri vakit (müşrikler) onlara (tapındıklarına) düşman kesilirler ve onlara kulluk ettiklerini inkâr ederler.” (Ahkaf 5-6)

İslam âlimleri, duanın hangi çeşidi olursa olsun Allah’ın dışında birisine yöneltmenin şirk olduğuna icma etmişlerdir.

İbni Teymiye r.h; “Kim kendisi ile Allah arasına aracılar koyar, onlara dayanır, onlara dua eder veya onlardan bir şey isterse tüm âlimlerin icmasıyla kâfir olmuştur.” (El-insaf 27\108)

İbni Kayyım r.h; “Şirkin çeşitlerinden biriside, ihtiyaçlarını bir ölüden istemek, ondan yardım ve kurtuluş beklemek, dua da onlara yönelmektir.” (Medaricu-ssalikin 1\375)

Muhammed bin Abdulvehhab r.h; “Bu şirkin çeşitlerinden, biri de insanın Allah’ın dışında bir yıldızın, bir insanın, bir peygamberin, bir salihin, bir kâhinin, bir sihirbazın, bir bitkinin, bir hayvanın veya bunun dışında herhangi bir varlığın kendi zatıyla ona dua edenin duasını icabet edebileceğine, fayda sağlayabileceğine veya bir zararı def edebileceğine inanmaktır. (Dureru-sseniyye 4\7)

Süleyman Alu Şeyh şunları söylemektedir: “İslam âlimleri icma etmişler ki; kim duanın herhangi bir çeşidini Allah’ın dışında birisine yöneltirse O lailaheillalah muhammedun resulullah dese, namaz kılsa, oruç tutsa bile yine de müşriktir. Çünkü İslam’ın şartı, kelime-i tevhidi telaffuz edip Allah’ın dışında kimseye ibadet etmemektir. Kim kelime-i tevhidi telaffuz eder ve Allah’ın dışında başkalarına da ibadet ederse o kelime-i tevhidi söylese bile gereğini yerine getirmemiş olur. Bu Yahudilerin Allah’ın dışında ilah yoktur deyip Üzeyir’i (a.s.) Allah’a ortak koşmalarına benzer. Sadece kelime-i tevhidi telaffuz etmek, onun gereğini yerine getirmeden gereği gibi amel etmeden tek başına yeterli değildir.” (Teysirul Azizil Hamid 227)

Asrımızın müşrikleri bu konuda o kadar aşırıya gitmiş ki, Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın kuranı kerimde bahsetmiş olduğu müşriklerden bile daha aşırıya gitmişlerdir. O günün müşrikleri büyük sıkıntılarında yalnızca Allah Azze ve Celle’ye dua ederken, rahatlık anlarında salih zan ettikleri putlarından istemekteydiler. Günümüz müşrikleri en büyük sıkıntılarında da rahatlık anlarında da salih zan ettikleri sahışların ruhlardan istemektedirler. Hiçbir zaman Allah Subhanehu ve Teâlâ’dan isteme ihtiyacı hissetmemektedirler. Olmayan beyinleri ile mantık yürütüp kendilerini ve tebaalarını bu konuda kandırmaktadırlar. Allah’a direk dua edilmez, aracılar şarttır diyerek dünyadaki bazı makam sahiplerine nasıl ki direk ulaşamıyorsak Allah Azze ve Celle’ye de direk ulaşamayacağımızı ve bunun için aracılar edinmemiz gerektiğini iddia ederler. Bazıları da Allah Azze ve Celle’yi haşa direk elektrik veren bir santrale benzeterek Allah’la ancak trafolarla bağlantıya geçmemiz gerektiğini, aksi takdirde yanacağımızla ilgili çok saçma örnek getirmektedirler.

“O’nun benzeri olan hiçbir şey yoktur. O, her şeyi işitir ve görür.” (Şura 11)

Allah Azze ve Celle ne insana benzer ona ulaşmak için aracılara ihtiyaç olsun, nede elektrik santraline benzer –hâşâ- trafoya ihtiyaç olsun. O insana şah damarından bile daha yakındır. Her işittiğini duyan ve aynı anda tüm kâinat bile ondan istese aynı hepsine icabet edecek kudrettedir. Birine ikramda bulunacaksa kendi fazlından verir kimse onun yanında torpil yapamaz, adam kayıramaz.

“Şayet kullarım, sana beni sorarlarsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, dua edenin duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler.” (Bakara 186)

Onları bu konuda şirke götüren en temel sebeplerden biri de asrımızın müşriklerinin Allah Azze ve Celle’yi gereği gibi tanıyamamaları ve ona layık olmayan vasıfları yakıştırmalardır. Yoksa Allah Azze ve Celle’yi gereği gibi tanımış olsalardı getirmiş oldukları benzetmelerden Allah subhanehu ve telanın ne kadar uzak olduğunu bilecek ve ona bu konuda şirk koşmayacaklardı.

“Ey insanlar! Size bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah’ın dışında dua ettikleriniz, bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar. İsteyen de âciz, kendinden istenen de! Onlar, Allah’ın kadrini hakkıyla bilemediler. Hiç şüphesiz Allah, çok kuvvetlidir, çok üstündür.” (Hac 73-74)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA