İDRAK MEDYA

Dünyada Zühd Selefin Menhecindendir

Dünyada Zühd Selefin Menhecindendir
07 Haziran 2019 - 22:10

Dünyada Zühd Selefin Menhecindendir

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Recep 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “Dünyada Zühd Selefin Menhecindendir” isimli makaleyi sizlerin okumasına sunuyoruz.

Peygamberimiz Muhammed ﷺ, abidlerin ve zahidlerin efendisiydi. Zira Cebrail aleyhi selam, kulların Rabbinin katından kendisine gönderilmiş, kral bir nebi olmak ile abd (kul) bir nebi olmak arasında seçim yaptırılmış ve O ﷺ ikinciyi seçmiş ve fani dünyanın anahtarlarını reddetmişti. Ailesi çeşit çeşit fakirlik ve yoklukları tattı.

Yeryüzünü ele geçiren, boyunların karşılarında eğildiği en hayırlı ashabıyla geçinecekleri kadar rızıkla yaşadılar. Bizler şu günlerde; özellikle de dünyanın bize açılmasının ardından; öncü zahidlerin sahip olduğu bu ruhu kaybetmeye başladık. Öyle ki; dünya, ışıltısıyla onları kandıramamıştı ve onlar dünyadan selametin, ancak içindekileri terk etmekle olduğunu anlamışlardı.

Bugünkü bazı kadınların halini derince düşünen bir kişi, onlarda ziyade bir lüks, dünya ve pislikleri yönünde bir hırs, azim görür. Eğer alışveriş yaparlarsa abartırlar ve israfta bulunurlar. Eğer eşlerinden bir şey isterlerse yorup bezdirirler. Eğer, maddi sıkıntıdan ötürü talepleri gecikirse yakınıp sızlanırlar. Belki de eşlerini borç almaya iterler. O da insanlara yüz dökmek, insanlar arasında çok istemekten kötü duruma düşmek zorunda kalır.

Selef hanımlarından biri, kendilerine getireceği yemek hususunda Allah’tan sakınmasını tavsiye etmek için eşini her gün kapıya kadar uğurluyordu. Onun derdi helal ve haramdı! Bugünse bazı kadınlar kocalarını, sonu gelmez alınacak listeleriyle kapıya kadar uğurluyorlar. Ama eşi bu istediklerini nasıl alacak, nereden alacak umurunda bile değildir!

İçlerinden bazılarının yiyecek ve giyecek dışında hiçbir derdi olmadığını görürsün. Eğer yerse daha fazlasını ister, eğer giyinirse övünür, eğer bir mecliste oturursa yemekten, elbiselerden, saç modellerinden ve renklerinden bahseder. Oysa Allah Rasûlu’nun ﷺ dualarından biri de şöyledir: “Dünyayı en büyük gayemiz eyleme. Dünyalık bilgilerle de sonumuzu getirme.” [Tirmizi rivayet etmiştir.]

Ey İslam’ın kızı! Ey Aişe’nin torunu! Ey dış elbisesi eskimiş halde olan Aişe’nin torunu! Gelin hep birlikte gerek saygınlık gerek neseb gerek din gerek ıslah gerek iffet gerek zenginlik gerek de takva açısından evlerin en hayırlısı, en şereflisi ve en iyisinde bir gezinti yapalım! Bu evler, senin peygamberin Muhammed’in ﷺ evleridir.

Odaları küçük, basit ve mütevazıydı. Genişliği neredeyse iki kişiye dahi yetmeyecek kadardı. Üzerinde uyuduğu yatağına gelince; Mü’minlerin Annesi Aişe i bize o yatağı şöyle tanımlıyor: “Nebi’nin ﷺ üzerinde yattığı döşeği deriden olup dolgusu lif idi.” [Muttefekun aleyh]

Faruk Ömer bin El-Hattab’ın bizlere aktardığı uzunca hadiste şöyle geçer: “Resulullah’ın ﷺ yanına girdim. Bir hasırın üzerine yaslanmıştı. Ben de oturdum. Örtüsünü araladı. Üzerinde bundan başka bir şey yoktu. Baktım, hasır yan tarafına iz bırakmış. Resulullah’ın ﷺ kilerini gözden geçirdim. Baktım ki, bir sâ’ (dört avuç) miktarı arpa… Odanın bir köşesinde bir o kadar da karaz yaprağı var; bir de asılı deri… Bunu görünce gözyaşlarımı tutamadım, Bana: Neye ağlıyorsun ey Hattab’ın oğlu, diye sordu. – Ya Nebiyyellah, niçin ağlamayayım! Baksana hasır yan tarafına iz bırakmış. İşte kilerin! İçinde şu gördüklerimden başka bir şey görmüyorum! Öte yanda Kayserle Kisra meyveler ve ırmaklar içinde… Sen ise Allah’ın Resulü ﷺ ve güzidesi olduğun halde işte kilerin, dedim. Bunun üzerine: Ey Hattab’ın oğlu! Ahiret bizim, dünya onların olmasına razı değil misin, buyurdular. Ben de: Tabi ki de, dedim.” [Sahih Müslim]

Allah Resulü’nün ﷺ ve ehlinin yiyeceğine gelince; bazen aylar geçerdi de evlerinde ateş yanmazdı. Yaşantıları çoğunlukla “iki kara” denen hurma ve su ile geçerdi. Dahası bazen kendilerine gelen et olurdu da Aişe bu etin azlığını vasfetmek için “etçik” derdi.

Taberi r.h şöyle demiştir: “Allah Resulü ﷺ ile sahabelerden, tabiinden en hayırlı selefin, rahat, bolluk içinde ve zenginlik ve nimetlerin güzelliğine karşılık geçim sıkıntısı olan bir hayatı seçip fakirliğin, yokluğun acısına sabretmeyi ve sert ve kaba elbise ve yemeklerin sıkıntısını seçmeleri, özellikle azık ve yetecek kadar maişet ile yetinmeleri ve dünyadaki zühdün fazileti gereğiydi.

Allah Resulü ﷺ, geçim sıkıntısını ve buna sabretmeyi tercih ederek; açlıktan günlerce karnına taş bağlayarak gezerdi. Oysa Rabbinden, Tihame dağlarını kendisi için altın ve gümüş yapmasını dilese yapacağını biliyordu. Salihler de bu yolda gitmiştir.”

Allah için ey Müslüman kadın! Ummu Seleme’nin r.h şu hadisini iyice bir düşün: “Resulullah ﷺ zamanında biz hayız olur, hayız günlerinde bir elbise giyer, temizlenince hayızlı iken giydiğimiz bu elbiseye bakardık: Eğer ona kan bulaşmışsa, yıkar ve o elbise içinde namazı kılardık. Ona bir şey bulaşmamışsa (yıkamaya gerek duymaz), onunla namaz kılardık.” [Ebu Davud tahric etmiştir]

Subhanallah! En hayırlı yüzyılların kadınlarından birinin belki de sadece bir elbisesi vardı da o üzerindeyken hayız olur ve o elbisesi üzerindeyken temizlenirdi. Bugün ise ümmetimizin kadınlarının evleri neredeyse elbise ve süs eşyalarından dolup taşacak!

Birisi şöyle diyebilir: “Sizin ancak, kulları üzerindeki nimetinin eserini görmek isteyen Allah’ın ﷻ helal kıldığını haram kıldığınızı görüyorum!
Bu durumda şöyle deriz: “Allah’ın ﷻ kullarına helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmaktan Allah’a ﷻ sığınırız ancak bu sadece yaratılmışların en hayırlısının ahlakıyla ahlaklanmaya bir davettir. Zühd, hakiki Mü’minin; dünya gözünde küçülüp de ahiret kalbinde büyüyen kişinin süsüdür.

Allah ﷻ, kulları üzerinde nimetinin eserini görmek ister yoksa israf ve tutumsuzluğun etkilerini değil! Aynı şekilde, hanımların, güçleri yetmese bile eşlerinden her canlarının çektiğini isteyerek onlara zulmettiklerini de görmek istemez.

Bizler kadınları bu güzel süsle süslenmeye davet ediyoruz. Burada ayrıca ailelere karşı cimrilik ve pintilik hususunda erkekleri uyarmayı da unutmuyoruz. Müslüman bir eşin üzerine düşen, ailesine ve evlatlarına, aşırı sıkmadan ve aşırı gevşeklik de göstermeden infak etmektir. Geniş-imkânları olan, nafakayı geniş imkânlarına göre versin. Bu şekilde şeytanın kardeşi olmaksızın cömertlik mertebelerine ulaşır. Mal sahibi olup da ailesine karşı cimrilik etmesin.

Aksine Allah’tan ﷻ ailesine yedirdiği her lokmanın ve kalplerine her soktuğu mutluluğun ecrini beklesin. Allah ﷻ niyetleri en iyi bilendir. Ancak ihtiyaç sahibi ise de sırf kendisine anlayış göstermeyen, haline acımayan bir eş için de kendi kendisine kaldıramayacağı yükler yüklemesin.

Son duamız; âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. Allah’ım salatın ve selamın nebilerin ve resullerin efendisi, ehli ve tüm ashabı üzerine olsun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA