İdrak Medya

Hakikat ve Hayaller Arasında Müslüman Toplum

Hakikat ve Hayaller Arasında Müslüman Toplum
05 Mart 2019 - 20:23

Hakikat ve Hayaller Arasında Müslüman Toplum

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Zilkade 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “Hakikat ve Hayaller Arasında Müslüman Toplum” isimli makaleyi sizlerin okumasına sunuyoruz.

Dalalet ehli ve kendilerine tabi olan münafıklar ellerinden gelen her şekilde iman ehline dil uzatmaktan geri durmuyorlar. Bu hedefi yerine getirmek ve Müslümanları kusurlu olmakla suçlamak için buldukları her fırsatı değerlendiriyorlar. Eğer Müslümanları kendisiyle suçlayacak bir ayıp, bir kusur bulamazlarsa da kendilerine Allah’ın, hakkında hiçbir delil indirmediği kurallar ve şartlar türetir ve ehlisünneti bu kuralları ve şartları yerine getirmemek ve ona ulaşmaktan uzak olmakla ayıplayıp kınarlar.

Bunlardan biri de İslam Devleti’ne, Nebi’nin devletinde mevcut olmayan şeyleri, insanları kendisine teşvik ettikleri İslam Devleti için şart koşuyorlar. Öyle ki; içlerinden herhangi biri, Nebi’nin ﷺ devletine dil uzatmaya ya da imamının ve bir komutanının kıymetini azaltmaya kalksa hiç kimse onları tekfir etmekten çekinmez. Ya da şeriatın ve İslam hükmünün gölgesinde yaşayan topluma, sahabelerin r.a toplumunda olmayan şartlar koşuyorlar. Bir yandan tüm beşeri toplumların başına gelen şüphe ve şehvet hastalıklarından bazılarının kendilerini bulmuş olmasıyla birlikte onların en hayırlılar ve faziletliler olduklarını vurgulayarak bir yandan da bu makalede Allah’ın izniyle bu faziletli toplumun vakıasının bir yönünü ele alacağız.


Sapıklık Ehlinin İstemediği Nebevi Devlet
Şeyh Mücahid Ebu Hamza El-Muhacir -Allah onu kabul etsin- bu gibi sapıklara ‘Nebevi devlet’ başlıklı tam bir hitapta cevap vermiş ve bu hitabında Nebi’nin ﷺ Medine’de kurduğu devletinin hakikatini, Allah Resul’üne ﷺ ve Allah-u Teâlâ’nın katında en faziletli insanlar olan değerli ashabına isabet eden acı açlığı, orada görülen şiddetli fakirliği ve hastalıkların yayılmasını, bu mübarek devlette Müslümanların hayatına hâkim olan korkuyu açıklamıştı.

Dışarıdan kâfirlerin girmesinden, içeride münafıkların ihanetinden güvende değillerdi. Ve daha başka; Nebi’nin ﷺ devletinin kıymetini hiçbir hâlükârda düşürmeyen, Müslümanların her vakitte gayelerinin bu yolda bir devlet kurma ve menheci üzerine yürüme vacibini düşürmeyen birçok zayıflık belirtisini açıklamıştı. Bu nedenle Irak İslam Devleti kurulduğunda dalalet cemaatleri ve fitne gruplarının takipçileri bu devlete ilk dil uzatanlar olmuşlardı. En çok dil uzattıkları konular; varlıklı olmaması ve müşriklerin, Irak İslam Devleti askerlerini öldürerek veya esir alarak kendilerine musallat olmalarıydı.

Bunu yaparken de Nebi’nin ﷺ devletinin halini unutuyorlar, İslam Devleti’ni üstün yapanın İslam şeriatı hükümleri olduğunu, merkez bankasındaki altın külçeleri, dolar yığınları, topraklarında yayılmış askerlerinin çokluğu ve semalarında uçan uçakların olmadığını bilmezden geliyorlardı.


Sahabe Toplumu… İnsanlar için Çıkarılmış En Hayırlı Ümmet
Aynı şekilde İslam’a mensup dalalet ehli, yalanlarında ve İslam Devleti’nin hakikatini çarpıtmada haddi aşıp işi (nebevi) devletteki insanların sıfatlarını değiştirmeye vardırdılar. Öyle ki; onları hata etmeyen, isyan etmeyen, içlerinden hiçbiri asla bir diğerine haksızlık etmeyen, dünya hiçbirinin tasası olmayan, aksine sadece ibadet ve zikirle, oruç ve kıyamla meşgul olan melekler gibi gösterdiler. Müslüman toplumuna böyle hayali bir görüntü çizdiler. İşin doğrusu takipçilerinin hayalinde çizdikleri bu toplum yeryüzünde hiçbir gün var olmadı. Allah, yeryüzünü ve üzerindekileri miras alana kadar da olmayacaktır. Toplumdan, İslam vasfını hak etmesi için bu hayali şartları yerine getirmesi de istenmeyecektir. Aksine, İslam’ın, insanların çoğunluğunda zahir olan olması ve İslam şeriatının üzerlerinde hâkim olması yeterlidir.

Allah Resulü’nün ﷺ sahabelerinin toplumu, yeryüzünde var olmuş en hayırlı topluluktu. O toplumda yaşamış olanlar da Allah-u Teâlâ’nın en hayırlı mahlûklarındandı. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; marufu (iyiliği) emreder, münker olandan sakındırır ve Allah’a iman edersiniz. Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.” [Al-i İmran, 110]

Allah Resulü’nün ﷺ sahabeleri de, tüm geçmiş nebilerin ashabından ve havarilerinden daha hayırlıdır. Zira hiçbir toplumda Allah-u Teâlâ’nın hükmüne, bu toplumda görüldüğü gibi teslimiyet görülmemiştir. Müslüman toplumlarından hangisi olursa olsun her birinin; imanlarında, ibadetlerinde, adaletlerinde, sünnete tabi olmaya hırslarında ve cihadlarında Allah Resulü’nün ﷺ toplumu gibi olmak için çabalaması şüphesiz ki şer’i bir vaciptir.

Müslüman toplumunda hata eden ya da Allah-u Teâlâ’ya isyan eden veya zulüm işleyen veya hakir dünya için bir çekişmeye giren birileri olsa veya az ya da çok aralarına münafıklar sızsa da bu, içinde hayır galebe çaldığı, şerre karşı savaşıldığı, adalet orada galip olduğu, zulme karşı savaşıldığı sürece o toplumun hayırlılığına aykırı değildir. İslam’ını da geçersiz kılmaz. Bu noktada örnek topluma; sahabelerin (Allah onlardan razı olsun) toplumuna tekrar dönebiliriz ta ki; bu toplumdaki beşeri yapılara çeşitli örnekler görelim.

Öyle ki; Allah Resulü’nün ﷺ sahabelerinden insanlar hata edip ardından istiğfar ediyorlardı. Allah’a isyan edip tevbe ediyorlardı. İçlerinde kendilerine mensup olup da onlardan olmayanlar vardı. Zahirleri İslam, içleri ise küfürdü. İçlerinden çokları nifak üzere öldüler. Bu salih topluma mensup olmaları da insanların efendisinin ﷺ sohbetine katılmak da onlara bir fayda vermedi.


Meleklerden Bir Topluluk Değil İnsanlardan Oluşan Bir Toplum
Ehline imanın damga vurduğu bu topluma içlerinde küfür gizleyen birçok münafık sızdı. İslam’a ve Müslümanlara karşı tuzak kurdular.

Hatta içlerinden bazıları, Allah Resulü’nü ﷺ öldürmeyi planladı. Kâfirleri, tevhid ehline karşı teşvik ettiler. İslam’ı izhar etmelerine, Müslümanlarla toplumlarında ve topluluklarında hazır bulunmalarına, onlarla birlikte savaşlarına ve gazvelerine katılmalarına rağmen Yahudileri dost edinip onlara koşuştular. Bununla birlikte hiç kimse, içinde çok sayıda münafık var diye sahabelerin toplumuna dil uzatmadı. Hiç kimse gazvelerin birinde üçte biri münafıklardan oluşmasına ve savaş başlamadan önce çekilmelerine rağmen Allah Resulü’nün ﷺ ordusuna dil uzatmadı.

Bu toplumdan, hidayeti öğrenmelerine, hakkı bizzat görmelerine rağmen Allah-u Teâlâ’nın dininden şirklerine geri dönen ve müşriklere katılanlar çıktı. Buna karşılık hiç kimse, mensup olan bazı kişiler dinden dönüp şirki seçtiler diye Allah Resulü’nün ﷺ dinine dil uzatmadı.

Sahabe toplumu toplumların en temizi ve fuhşiyattan en uzak olmasına karşın içlerinden zina eden sonra da kalbinin temizliği ve ahirette Allah’ın azabından korktuğu için bunu itiraf edip ikrar eden çıktı.

Öyle ki; beşeri doğası onu harama düşmeye sevk etmiş ancak o bu günahtan temizlenmezse ahirette azap göreceğini bilmişti. Kardeşleri kendisine had cezası uyguladılar. Onu elleriyle recmettiler ta ki Allah’a tevbe etmiş olarak öldü. Bu durumda İslam dairesinden çıkmış olmadı. Onun bu fiili de, sahabe toplumuna dil uzatılmasına, iffet ve faziletle vasıflandırılmaktan vazgeçilmesine sebep olmadı. Bu en hayırlı toplumdan aynı şekilde, Allah Resulü’nün ﷺ, hayırlı olduğuna tanıklık ettiği halde içki içen ve ayakkabı ile dövülen de çıktı.

Allah’ın, geçmiş, gelecek günahlarını bağışladığı; Bedir ehlinden olup da Nebi’nin ﷺ eşi; Mü’minlerin annesi Aişe hakkında ifk hadisesine katılıp da iftira suçundan had cezasına çarptırılan da oldu. Bununla birlikte onların hepsi tevbe etmeye, kendilerini temizlemeye ve nefislerini âlemlerin rabbi Allah için feda etmeye hazırdılar. Bu toplumdan Nebi’nin ﷺ Müslümanların işlerinin sorumluluğu, maslahatlarının yerine getirilmesi için seçtikleri de oldu. O seçtiklerinden içtihat edip hata eden, Nebi’nin de onun fiilinden kendini temize çıkardığı da oldu.

Tüm bu örnekler -az da desen- sahabelerin j toplumunda görüldü. Ta ki; böylelikle bu toplumun, masiyetsiz ve günahsız, dünya sevgisi olmaksızın ve dünya için çekişmesiz, şehvetsiz ve şüphesiz olması mümkün olmayan beşeri hakikati vurgulansın. Ancak bunların hiçbiri hiçbir zaman sahabe toplumunu fazilet sıfatından, iman vasfından, geçen asırlara rağmen örnek alınmaya ehil olmaktan soyutlamamıştır.


Kötülüğün Çokluğuna Dikkat!
Bugün İslam Devleti’nin gölgesinde yaşayan toplumun hiçbir hâlükârda Sahabe r.a toplumundan daha iyi olması düşünülemez. Bu devlete onu şart da koşamayız. İçinde hatalılar, günahkârlar, kendilerine ya da başkalarına zulmedenler olmadığını da iddia edemeyiz. Bu hususta savaşan Mücahidler de geride kalan asiler de aynı konumdadır. Ancak çok dikkatli olmamız gereken bir konu varsa o da iyiliği emredip kötülükten alıkoyma meselesinde gevşeklik göstermememiz gerektiğidir. Bunların başında Allah’ın asla affetmeyeceği büyük zulüm olan Allah’a şirk koşmaktan alıkoymak gelir, ardından insanların birbirlerine zulmetmesini engellemek gelir ki bunun günahı da insanlara haklarını geri vermeden ve onlar da affetmeden gitmez.

Ayrıca içimizde kötülüğün artması konusunda da çok dikkatli olmalıyız. Eğer içimizde bunu kınayan olmazsa, Nebi’nin ﷺ Zeyneb bint Cahş’tan (Allah ondan razı olsun) rivayet edilen şu hadisini doğrular şekilde Allah-u Teâlâ da bizi helak eder: “Ey Allah’ın Resulü ﷺ! İçimizde salihler bulunduğu halde helak olur muyuz?” O da şöyle buyurdu: “Evet! Eğer kötülük artarsa!” [Muttefekun Aleyhi]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Yeni Web Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

Yeni Web Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

  • Beğendim --> 1
  • Begenmedim --> 0
  • Güzel Ama Geliştirilebilir. --> 1
  • Kararsızım --> 0
Gönder
Sonuçlar

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAKMEDYA ' ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yanlız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 iDRAKMEDYA