İDRAK MEDYA

KÂFİRLERİN SUİKAST İLE ÖLDÜRÜLMESİ

KÂFİRLERİN SUİKAST İLE ÖLDÜRÜLMESİ
03 Mayıs 2019 - 21:28

KÂFİRLERİN SUİKAST İLE ÖLDÜRÜLMESİ

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Rabiulahir 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “KÂFİRLERİN SUİKAST İLE ÖLDÜRÜLMESİ ” isimli makaleyi sizlerin okumasına sunuyoruz.

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a olsun. Salat ve Selam O’nun Resulüne, ehline sahabesine ve kıyamete kadar O’nu takip edenlerin üzerine olsun.

“Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tevbe eder, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” [Tevbe, 5]

İbn-i Kesir rahimehullah bu ayetin tefsirinde şöyle dedi: “onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin.” Yani, sizler sadece onları bulduğunuz yerde öldürmekle yetinmeyin bilakis onları kalelerinde ve sığınaklarında kuşatın ve yollarında onları gözetleyin ta ki genişliği onlara darlığa çevirin ve onları İslam’a girmeye veya öldürülmeye zorlayın. İşte bundan dolayı Allah c.c şöyle demektedir. “Eğer tevbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, yollarını serbest bırakın.” [İbn-i Kesir Tefsiri, C.4, S.111]

İbn-i Cerir et-Taberi “her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin” ayetinin tefsirinde şöyle demektedir: “Allah c.c diyor ki; onları öldürmek ve esir almak için her gözetleme yerinde onları arayın.” [Taberi Tefsiri, C.14, S.134] Bu ayeti kerime, kâfirlere her türlü tuzak kurulmasına delildir ve bu ayet bunu emretmekte ve buna teşvik etmektedir. Öyle ise bu ayet, kâfirlerin her türlü suikast ile öldürülmesinin meşruluğuna açık bir delildir.

Maliki âlimlerinden Ebubekir İbnu’l Arabi r (Vefat 543 h.) şöyle dedi: “her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin.” Bizim âlimlerimiz dedi ki; bu ayet, kâfirlerin davet edilmeden önce bile suikastle öldürülmelerinin caizliğine delildir.” [Ahkamu’l Kuran, C.2, S.457]

Kurtubi şöyle demektedir: “her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin.” bu ayet, kâfirlerin davet edilmeden önce bile suikastle öldürülmelerinin caizliğine delildir.” [Kurtubi Tefsiri, C.8, S.73]

İmam Buhari hadis kitabında, “Uyuyan Bir Müşriği Öldürme Babı” diye bir konu başlığı açmış ve ardından şu hadisi zikretmiştir. Bera bin Azib’ten r.h rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: “Allah Resulü ﷺ ensardan bir grubu Ebu Rafi’ye (O’nu öldürmek için) gönderdi. Abdullah bin Atik O’nun evine geceleyin girdi ve uyurken O’nu öldürdü.” [Buhari, Hadis No:3023]

Aynı şekilde İmam Buhari yine hadis kitabında “Harbi Kâfirlerin Suikast ile Öldürülmesi Babı” diye bir konu başlığı açmış ve ardından şu hadisi zikretmiştir. Cabir r.h, Allah Resulü’nden ﷺ şunları rivayet etti: “Ka’b bin Eşref’in hakkından kim gelir?” Muhammed bin Mesleme şöyle dedi: “O’nu öldürmemi ister misin?” Allah Resulü ﷺ dedi ki; “Evet” Muhammed bin Mesleme dedi ki; “Bana izin ver bir şey söyleyeyim.” Allah Resulü dedi ki; “İzin verdim.” [Buhari, Hadis No:3032]

İslam âlimleri, kâfirlere yapılan suikastleri iki kısma ayırmıştır. Birincisi; direk saldırarak kâfiri öldürmek. Buna Arapça’da “el-Fetk” denir.

İkincisi; kâfiri aldatıp gizli bir yerde öldürmek. Buna Arapça’da “el-Ğile” denir.

İbnu’l Esir şöyle dedi: “El-Fetk; bir kimsenin başka bir kimseye gafil anında saldırıp onu öldürmesidir. El-Ğile ise; bir kimsenin başka bir kimseyi kandırıp gizli bir yerde öldürmesidir.” [En-Nihaye Fi Garibi’l Hadis C.3, S.409] Dolayısıyla kâfirlerin her türlü suikast şekilleri ile öldürülmesi caizdir. İster onlara dost görünerek, ister onları kandırarak isterse de diğer şekillerle öldürülmeleri caizdir. Allah Resulü ﷺ şöyle buyuruyor: “Savaş hiledir.” [Buhari, Hadis No:3030]

İbn-i Hacer bu hadisin şerhinde şöyle dedi: “Hilenin aslı şudur; dışarıya bir şey gösterip tersini kalpte gizlemektir.” [Fethu’l Bari, C.6, S.158] Nevevi şöyle dedi: “Âlimler, savaşta imkân bulabildiği her türlü şekillerle kâfirlerin aldatılabileceği konusunda ittifak etmişlerdir. Ancak bu aldatmada ahdi bozma veya verilen bir emanı bozma varsa bu helal olmaz.” [Nevevi, Müslim Şerhi, C.12, S.45]

Allah Resulü’nün ﷺ yaptırdığı suikastlerden bazıları; “Ben Câbir bin Abdillah’dan r.h işittim, şöyle diyordu: Resulullah ﷺ sahabelerine: -“Ka’b ibnu’l-Eşref(i öldürmek) için kim hazırdır? Çünkü o, Allah’a ve Resulü’ne eziyet etmiştir” buyurdu. Muhammed bin Mesleme ayağa kalktı ve: -Ya Resulullah, onu benim öldürmemi ister misin? Dedi. Resulullah ﷺ: -“Evet (bunu isterim)” buyurdu. Muhammed bin Mesleme: -Öyle ise bir şey söylememe izin ver! Dedi. Resulullah ﷺ: -“Söyle!” dedi. Bunun üzerine Muhammed bin Mesleme, Ka’b’a vardı da: -Şu kişi (yani Resulullah) bizden sadaka istedi. Ve bizi yordu. Ben de ödünç bir şey almak için sana geldim, dedi. Ka’b şöyle dedi: -Aynen! Muhakkak siz, daha da usanacaksınız. Muhammed bin Mesleme: -Bizler O’na bir kere uymuş bulunduk. Onun işi nereye varacağını görmeden O’nu terk etmek istemiyoruz. Biz şimdi senden bir veya iki vesk miktarınca bize borç vermeni istemekteyiz, dedi. Muhammed bin Mesleme’nin sözü üzerine Ka’b: -Evet, siz bana rehin verin, dedi. Muhammed bin Mesleme ve arkadaşları: -Neyi rehin istersin? Diye sordular. Ka’b: -Kadınlarınızı bana rehin veriniz, dedi. Onlar: -Sen Arapların en güzeli iken biz kadınlarımızı sana nasıl rehin edebiliriz? Dediler. Ka’b: -Öyle ise oğullarınızı bana rehin verin, dedi. Onlar: -Oğullarımızı sana nasıl rehin ederiz? Sonra bunların biri hakkında “Bir yahut iki vesk miktarına rehin olundu” diye sövülür. Bu da bize utançtır. Lakin biz sana silahlarımızı rehin bırakalım, dediler. Ka’b bunu kabul ederek kendisine gelmesi için Muhammed bin Mesleme’ye zaman tayin etti. Muhammed bin Mesleme bir gece Ka’b’a geldi (Kale dışından seslendi). Yanında Ka’b’ın sütkardeşi Ebu Naile vardı. Ka’b bunları kale içine da’vet etti ve misafirleri karşılamak için onların yanına indi. Ka’b’ın karısı, kocasına: -Bu saatte nereye çıkıyorsun? Diye itiraz etti. Fakat Ka’b: -Bu seslenen Muhammed bin Mesleme ile kardeşim Ebu Naile’dir, diye cevap verdi. Sufyan şöyle dedi: Amr’dan başka raviler şöyle dedi: Kadın: -Ben bir ses işitiyorum ki, sanki ondan kan damlıyor! Dedi. Ka’b: -O benim kardeşim Muhammed bin Mesleme ile sütkardeşim Ebu Naile’dir. Hem şüphesiz kerim olan insan, geceleyin kılıç darbesine çağırılsa bile o çağrıya muhakkak icabet eder, dedi. Ravi; Muhammed bin Mesleme beraberinde içeriye iki kişi daha soktu, dedi. Süfyan’a: Amr bin Dinar onların isimlerini söyledi mi? diye soruldu. Bazısının ismini söyledi, dedi. Amr: Beraberinde iki kişi getirdi, dedi. Amr’dan başka raviler ise: Ebu Abs bin Cebr, el-Haris bin Evs, Abbad bin Bişr, diye isimledi. Amr dedi ki: İbn-i Mesleme beraberinde iki kişi getirdi de, onlara: -Ka’b gelince, ben onun saçını tutup koklarım. Siz benim Ka’b’ın başını sıkıca yakaladığımı gördüğünüz zaman hemen kılıçlarınızı çekip Ka’b’ı vurunuz! Diye söyledi. Hadisin ravisi Amr bin Dinar bir kere de İbn-i Mesleme’nin arkadaşlarına: -Ka’b’ın başını size de koklatırım, dediğini rivayet etmiştir. Şimdi Ka’b ibnu’I-Eşref silâhlarını kuşanmış olduğu hâlde etrafına hoş koku saçarak misafirlerin yanına indi. Bunun üzerine İbn-i Mesleme: -Ben bu günkü gibi güzel koku duymadım, diye yaklaştı. Ka’b: -Arab’ın en güzel kokulu ve en asil kadınları benim yanımda yaşıyor, dedi. Muhammed bin Mesleme: -Başını saçını koklamama izin verir misin? Dedi. Ka’b: -Evet (izin veririm), dedi. İbn-i Mesleme kendisi kokladı, sonra arkadaşlarına da koklattı. Sonra: -Bana bir daha koklamaya izin verir misin? Dedi. Ka’b: -Evet, dedi. Bu defa İbn-i Mesleme, Ka’b ibnu’l-Eşref’in başını sımsıkı yakaladı ve arkadaşlarına: – Haydi, onu vurunuz! Dedi. Bu suretle İbnu’l-Eşref’i öldürdüler. Sonra Resulullah’a ﷺ gelip bu olayı O’na anlattılar.” [Buhari, Hadis No:4037]

Allah Resulü’nün ﷺ yaptırdığı bir diğer suikast örneği ise şudur; “Bera bin Âzib r.h şöyle demiştir: Resulullah ﷺ Ensar’dan birtakım kimseleri Yahudi Ebu Rafi’ye (onu öldürmeleri için) gönderdi. Bunların üzerine Abdullah bin Atik’i emir yaptı. Ebu Rafi’, Resulullah’a sss eza eder ve O’nun aleyhinde(ki çalışmalara) yardım ederdi. Bu (Yahudi) Hicaz toprağında kendisine ait bir kalede otururdu. Abdullah bin Atik ile arkadaşları kaleye yaklaştıklarında güneş batmıştı. Oranın insanları yaylım hayvanlarıyla mer’adan dönmüşlerdi. Bu durum üzerine Abdullah bin Atik arkadaşlarına: -Siz yerinizde oturunuz da ben (Ebu Rafi’nin kalesine) gideyim. Ve kale kapıcılarına nezaketli davranayım. Belki bu suretle kaleye girebilirim, dedi. Kale kapısına doğru yürüdü. Nihayet kapıya yaklaştı. Sonra elbisesine büründü. Sanki bir ihtiyacını gideriyordu. Artık insanlar tamamı ile kaleye girmişti. Bu sırada kale kapıcısı: -Ey Allah’ın kulu, kaleye girmek istersen hemen gir! Zira ben kapıyı kapamak istiyorum, dedi. Ben de hemen girdim. Ve gizlendim. İnsanların kaleye girmesi üzerine kapıcı kapıyı kilitledi ve anahtarları bir direğe astı. İbnu Atik dedi ki: Ben hemen anahtarlara doğru kalktım, onları alıp kapıyı açtım. Ebu Rafi’nin yanında akşamdan sonra gece sohbeti yapılırdı ve bu sohbet kalenin üst katlarında yapılırdı. Bu gece sohbeti sona erip, dostları Ebu Rafi’nin yanından dağılınca, ben hemen yanına çıktım. Ve her kapıyı açtıkça iç tarafından kapıyı kilitliyordum. Düşündüm ki, eğer Ebu Rafi’nin adamları beni anlarlarsa onu öldürmeme fırsat vermezler. Bu suretle Ebu Rafi’nin yattığı odaya kadar vardım. O, karanlık bir oda içinde, ailesinin arasında (yatmış) idi. Odanın neresinde olduğunu kestiremedim. Anlamak için: -Ya Eba Rafi’! Diye seslendim. -Kim o? diye cevap verdi. Ben hemen sesin tarafına yaklaştım ve kılıcımla ilk darbeyi vurdum. Fakat dehşet içinde idim, bir iş göremedim. Ebu Rafi’ haykırdı. Ben hemen odadan dışarı çıktım ve kısa bir zaman eğlenip sonra odaya (tekrar) daldım da (sesimi değiştirerek): -Bu feryat nedir ya Eba Rafi’? Dedim. -Annene yazıklar olsun! Sen seslenmeden önce birisi beni oda içinde kılıçla vurdu, dedi. Abdullah bin Atik dedi ki: Ben ona bir darbe daha vurdum, iyice yaraladım. Fakat yine öldüremedim. Sonra kılıcın keskin ucunu onun karnına bastırdım ta ki; sırtına kadar girdi. Bu defa onu öldürdüğümü anladım ve hemen kapıları birer birer açmağa başladım. Kale merdiveninin son basamağına varmıştım. Burada yere ulaştığımı sanarak ayağımı yere attım. (Meğer daha sona gelmemiş olduğumdan) mehtaplı bir gecede merdivenden aşağıya düştüm. Baldırım kırıldı. Hemen bir sargı ile bu kırığı sardım, sonra kapının önüne oturdum. Ve kendi kendime: -Onu öldürüp öldürmediğimi iyice öğreninceye kadar bu gece kaleden çıkmam, dedim. Horoz ötmeye başlayınca ölü ilancısı kale surunun üstüne çıktı ve: -Hicaz ahalisinin taciri Ebu Rafi’nin ölümünü bildiririm! Diye ilan etti. Bunun üzerine ben artık arkadaşlarımın yanma gittim. Onlara: -Artık kurtuluş, Allah Ebu Rafi’yi öldürdü, dedim. Nihayet Resulullah’ın ﷺ huzuruna vardım, işi O’na anlattım. (Ayağımın kırıldığını duyunca) bana: -“Ayağını uzat” buyurdu. Ben de ayağımı uzattım. Resulullah ﷺ ayağımı eliyle sıvazladı. Sanki ayağımdan hiç ağrı duymamış gibi oldum.” [Buhari, Hadis No:4039]

Evet, bu delillerden ve nakillerden anlıyoruz ki; tüm kâfirlere ve bilhassa İslam’a ve Müslümanlara eziyet veren küfrün önderlerine suikast yapmak ve yaptırmak Allah’ın c.c emri ve Resulü’nün ﷺ’in sünnetidir. Günümüz de İslam’a ve Müslümanlara saldıran ve onlara eliyle, diliyle, malıyla ve her türlü imkânıyla zarar veren kâfirlerin suikast veya diğer türlü yöntemlerle öldürülmeleri vaciptir. Suikastı yaparken de; Muhammed bin Mesleme r.h gibi Allah’ın c.c düşmanlarını kandırıp onları öldürebileceğin gibi, Abdullah bin Atik r.h gibi onları gözetleyip ve gafil oldukları bir anda da öldürebilirsin.

“Küfrün önderlerine karşı savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riayet etmeyen kimselerdir. Umulur ki, vazgeçerler.” [Tevbe, 12]

Bugün Türkiye hükümetinin olağanca gücüyle Müslümanları katletmesi, hapsetmesi ve onlara her türlü zulmü yapması asla kabul edilecek bir şey değildir. Tağut Erdoğan ve hükümetinin yaptığı bu zulümlere her Müslüman elinden geldiği kadar engel olmak zorundadır. Özellikle Türkiye’de yaşayan tevhidin aslanlarının bu konudaki sorumluluklarını iyi anlamaları gerekir.

İslam Devleti ve Müslümanların aleyhinde konuşan, onları kötüleyip tağutları destekleyen belamların hedef alınması ve öldürülmesi vaciptir.

Ey Tevhidin aslanları! Ey Ebu Basir’in torunları! Size hicret yolunu kapatan kâfirlerin önderlerine suikast yapın. Onları ister kandırarak isterse de direk hedef alarak vurun, bıçaklayın, ezin ve kanlarını sokaklarına dökün! Onlar size çok yakınlar, sizler Allah’ın c.c izniyle dilediğiniz gibi o korkakların hakkından gelebilirsiniz. Erdoğan’ı, hükümetini ve sistemini destekleyen ve İslam Devleti’ni kötüleyen tüm küfrün önderlerine suikast düzenleyin ve sakın onlara acımayın! En feci bir şekilde onları öldürün! Onları diğerlerine ibret kılın! Ey şirki yeryüzünden kaldırıp tevhidi hâkim kılmak isteyen Muvahhidler! Küfrün önderlerini öldürerek Allah’ın c.c bu konudaki emrine imtisal edin! Ey Allah Resulü’nün ﷺ sünnetini ihya etmek isteyen Muvahhidler! Allah Resulü’nün ﷺ küfrün önderleri hakkındaki suikast sünnetini yaşatın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA