İDRAK MEDYA

Kötü Âlimlerin Hasletleri – 1

Kötü Âlimlerin Hasletleri – 1
31 Temmuz 2019 - 22:27

Kötü Âlimlerin Hasletleri – 1

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Rebiülahir 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “Kötü Âlimlerin Hasletleri” isimli makalenin birinci kısmını sizlerin okumasına sunuyoruz.

Dergimizin birinci sayısında “Kötü Âlimler… Lanetlenmiş ve Gazaba Uğramışlar” başlıklı makalemizde; ulu’l ilm mefhumunun doğru tanımını yaptık ve bunların dinde imamlar olmaları için gerekli olan en önemli özellikleri zikrettik. Kötülük ve dalalet âlimleri, istedikleri kadar ezberlesinler, istedikleri kadar kitaplar yazsınlar, istedikleri kadar meşhur olsunlar, onların “âlimler” zümresine girmedikleri şeriat aracılığıyla ortaya çıkmıştır. Aksine onlar, bilip de ilmi saklayan ve bildiğiyle amel etmeyen aksine dalalete çağıran Yahudilere benzemektedirler. Zamanımızda Allah’ın ﷻ kullarını saptırmaya devam eden kötü âlimlerin çokluğu nedeniyle, insanların onları bilmeleri için vasıflarının sayılması gerekir.

Birincisi: Hakkı Saklamaları İlmin gayelerinden biri, insanların, ilim aracılığıyla hidayetlerinin ve maslahatlarının gerçekleşmesi için onu yaymak ve açıklamaktır. Bu nedenle de saklanması ve ortaya konmaması en büyük haramlardan ve en ağır kebiralardan biridir. Bunun için Allah ﷻ, kendilerine kitap verdiği ve ilim öğrettiği herkesten, insanların ihtiyaçları olan şeyleri kendilerine açıklamaları ve onlardan gizlememeleri için söz almıştır. Allah ﷻ şöyle buyuruyor: “Hani kitap verilenlerden: ‘Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz’ diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.” [Al-i İmran, 187]

Kötü âlim, Allah’ın ﷻ dinine karşı hain, ilim nimetine nankörlük eden, insanların sapıtmasına sebep olan bir kişidir. Allah ﷻ, hakkı kendilerinden saklayarak insanları kandırdığı için böyle âlimi lanetlemiş, insanların lanetini de onun üzerine kılmıştır. Allah ﷻ şöyle buyuruyor: “Gerçekten, apaçık belgelerden indirdiklerimizi ve insanlar için Kitapta açıkladığımız hidayeti gizlemekte olanlar; işte onlara, hem Allah lanet eder, hem de (bütün) lanet ediciler lanet ederler.” [Bakara, 159] Kötü âlimlerin insanlardan sakladıkları en büyük şey, tağutların halinin ve Allah’ın ﷻ onlar hakkındaki hükmünün ortaya konması meselesidir.

Öyle ki; Allah ﷻ, bizlere tağutlardan uzak durmamızı ve onlara küfretmemizi emretmiş, bunu tevhidin ve imanın aslından kılmıştır. İnsanlar, ünlü âlimlerinin tağut yöneticilere yalakalık yaptıklarını, onların şirkleri ve fesatları karşısında sustuklarını (dahası maslahat gereği şirklerine cevaz verme fitnesine düştüklerini) görünce, içlerinden çoğu tağutlara inanır, onları dost edinir, onların dinine girer oldu. Daha da ötesi tağutların askerleri oldular.

Bu riddetin tümünün sebebi, kötü âlimlerin hakkı gizlemeleri ve onu batılla örtmeleridir. Arap Yarımadası’na bakan bir kimse mesela, Al-i Selul’un büyük ölçüde küfür ve fesat ortaya koymaya cesaret edemediklerini görür. Riddetlerinde onlara insanlardan bir grubun tabi olması ancak, Büyük Âlimler Heyeti, muasırlardan İbn Baz, İbn Useymin, Fevzan, Al-i’ş Şeyh ve onların benzerlerinin sebebiyledir… Bu da bunların hakkı saklayıp insanlara Al-i Selul’un durumunu açıklamamalarından, dahası onların kafasını iyice karıştırarak kendilerini (Al-i Selul’u) ‘emir sahipleri diye vasıflandırmalarındandır.

Öyle ki; bunlar, onların meşru imamlar olduklarını iddia ettiler! İnsanlardan, tağut yasama kararnamelerinin, ülkede Haçlı üslerinin kurulmasının, ribanın helal kılınmasının hükmünü sakladılar. Birçok insan onlara aldanarak dinden döndü. Böylece kendilerine uyan insanların günahından (bu uyanların günahlarından bir şey eksilmeksizin) nasipleri oldu. Aynı durum Mısır’da da mevcut. İnsanların sapıtıp daha önce Hüsni Mübarek’e, ardından da Sisi’ye uymalarının sebebi, Ezher şeyhleri ve “Selefilik” iddiasında bulunanlardır. İnsanların parlamento ve seçimler şirkine girmelerinin sebebi de mürted İhvan tağutları ve Hizbu’z Zalam’dır (Hizbu’l İhvan). Bu manzarayı tüm diğer ülkelerde de görmekteyiz.

İkincisi: Şeriatta Değiştirme ve Tahrifte Bulunmaları Kötü âlimlerin tipik özelliklerinden biri de -eğer saklamayı başaramazlarsa- şer’i naslara bozuk teviller getirerek gerçek manasından batıl bir manaya çekerek şeriatı değiştirip tahrif etmeleridir. Aynen Allah’ın ﷻ Yahudiler hakkında şöyle buyurduğu gibi: “kelimeleri ‘konuldukları yerlerden’ saptırırlar” [Nisa, 46] Sonra da bu tahrifi ve batıl tevili Allah’a ﷻ atfediyorlar. Onlar, naslardan murad edilen manaları batıl manalara çekiyorlar ve insanlara Allah’ın ﷻ kitabından muradın bu olduğu izlenimini veriyorlar. Böylece hakiki manayı nefyedip batıl manayı ispat etmiş oluyorlar.

Bu hususta selefleri ise, nasları tahriflerini Allah’a ﷻ nisbet etmekte ısrar eden Yahudilerdir. Allah’ın ﷻ şu buyruğunda geçtiği gibi: “Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye. Oysa o kitaptan değildir. ‘Bu Allah katındandır’ derler. Oysa o, Allah katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah’a karşı (böyle) yalan söylerler.” [Al-i İmran, 78]

Kötü âlimler, cihadı emreden şer’i nasları, insanları kâfirlere ve mürtedlere karşı savaşmaktan alıkoymak için, “savaş içerikli” manasından başka manalara çekmekte ısrar etmişlerdir. Bundan da ötesi, cihada, Allah’ın ﷻ, hakkında hiçbir delil indirmediği manalar vermiş-türetmişlerdir. Dahası; ‘cihad, tağut ordularına katılmaktır’ ya da ‘cihad, laiklerle rekabet için şirkî-demokrasi sürece katılmaktır’ gibi cihadın hakikati ile çelişen tanımlar getirmişlerdir.

Oysa Laikler ve demokratlar Allah’a ﷻ, hâkimiyetinde ve hüküm koymasında çekişmektedirler. Daha bundan başka; kişiyi dinden çıkaran fiilleri, bu lanetliler, İslam’ın zirvesi olan cihada yapıştırmayı denemektedirler. Aynı şekilde kötü âlimler, hakkı açıklamayı emreden şer’i nasları tatil ederek, Allah’ın ﷻ kendi iddia ettikleri şeyleri emrettiğini söyleyerek o ayetleri hükümsüz kılmakta ve bu ayetlerle amel etmemeye davet etmektedirler. Buna da Allah ﷻ’nın şu ayetini delil getirmektedirler: “Ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın.” [Bakara, 195]

Sahabi Ebu Eyyüb El-Ensari’nin r.h bu ayetteki tehlikeden maksadı şu şekilde izah eder: “ ‘Kendi ellerimizle kendimizi tehlikeye atmak demek, mallarımızın başında onları düzene koymakla uğraşmamız ve cihadı terk etmemiz demektir’ diyerek belirttiği üzere; cihadı terk etmektir.” [Ebu Davud rivayet etti.] Kötü âlimler ve kafa bulandırmaları ne de çirkindir!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA