İDRAK MEDYA

Kötü Âlimlerin Hasletleri – 2

Kötü Âlimlerin Hasletleri – 2
02 Ağustos 2019 - 21:11

Kötü Âlimlerin Hasletleri – 2

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Rebiülahir 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “Kötü Âlimlerin Hasletleri” isimli makalenin ikinci kısmını sizlerin okumasına sunuyoruz.

Üçüncüsü: Allah ﷻ Yolundan Uzaklaştırmak Kötü âlim, dalalet ve fesat yolunu tutarak, insanları kendi yoluna yöneltip hak yoldan çevirmek için büyük gayret sarf eder. Ayetler, insanlara kandırma ve hile olmaksızın zahir olduğu takdirde eylemlerinin, sözünü yalanlamasından korkar. Bu nedenle de iş, kendi haline ve hevasına uysun diye nasları tahrif edip saptırır. Bu yüzden de onun gençleri cihaddan alıkoyduğunu görürsün. Çünkü o, dünyaya itimad etmektedir ve cihaddan geri kalma fitnesine düşmüştür.

Hakkı açıklamaktan korktuğu için hakkı batılla bular ve bunu davetinin temeli yapıp hikmet ve akıllılığın ta kendisiymiş gibi gösterdiğini görürsün. Ne hakkı ortaya koymuş ne de saklamakla yetinmiş aksine örtüp karıştırmış, sapmış ve aldatmıştır. Daha önce haham ve rahiplerin yaptığı gibi Allah yolundan saptırmak için ilimsizce Allah ﷻ hakkında atıp tutmuşlardır. Allah ﷻ şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, Yahudi hahamları ile Hıristiyan rahiplerinin birçoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarf etmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdele!” [Tevbe, 34]

Dördüncüsü: Aşırı Dünya Hırsı Kötü âlimleri hakkı gizleyip bulandırmaya iten şey, dünya sevgileri ve hırslarından başka bir şey değildir. Hiç kimse onları nifaka ya da Allah’a ﷻ iftira atıp küfre mecbur bırakmamış veya zorlamamıştır. Ancak bunu yapmalarına en büyük sebep; tağutların yanındaki vazifeler ve maaşlardır.

Bazılarını iten sebep, makam ve tağutlara yakın olma hırsıdır. Bazılarını, televizyonlara çıkmaları ve kendilerine sunulan teklifler aldatmıştır. Hak söz uğruna şöhretten ve ışıklardan uzak kalmak ağırlarına gitmiştir. Bu nedenle de az bir bedel karşılığında (tağutların insanların bilmesini istemediği şeylerden olan) Allah’ın ﷻ indirdiğini saklamayı tercih eder. Allah ﷻ şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın indirdiği Kitaptan bir şeyi göz ardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir şeyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azab vardır.” [Bakara, 174]

Allah ﷻ başka bir ayette de şöyle buyuruyor: “Hani kitap verilenlerden: ‘Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz’ diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür.” [Al-i İmran, 187] İbn-i Kayyım şöyle der: “İlim ehlinden dünyayı tercih edip de daha güzel bulan her kimsenin Allah ﷻ hakkında haksızca atıp tutması kaçınılmazdır.” [El-Fevaid]

Beşincisi: Aksilik Çıkarılmasından, Söylenti ve Tehditlerden Etkilenip Bu Sebeplerle Haktan Sapmak Bu da kötü âlimlerin sıfatlarından biridir. Yakinen bildikten sonra haktan dönmek ve onlara dünyalarını teslim etmek için tağutların hevalarına boyun eğip itaat ederek batılı ortaya koymak. Bu ne büyük bir suç, ne büyük bir ihanettir! Aynen Bel’am bin Baura kıssasında geçtiği gibi. Kendisi El-Cebbarin şehrindendi.

Bugünkü kötü âlimlerin hepsi bir araya gelseler onların ilmi, Bel’am’ın ilminin onda birini bulmaz. İbn-i Abbas r.h onun hakkında şöyle demiştir: “İsmu’l A’zamı biliyordu.” [İbn Ebi Hatim Tefsiri] Bu, onun ilimdeki yüksek mertebesine işarettir. Seleften bazıları şöyle demiştir: “Duasına icabet edilirdi. Sıkıntı anlarında önde gelenleriydi. İsrailoğullarının âlimlerindendi.” [İbn-i Ebi Hatim, Malik bin Dinar’dan rivayet etmiştir.]

Buna karşın menhecden sapınca ve apaçık haktan ayrılınca köpeğe benzetildi! Bu da şu hadiseden ötürü idi: “Musa r.h (savaşmak üzere) El-Cebbarin’e geldiğinde Bel’am’ın amcaoğulları ve kavmi Bel’am’a gelerek şöyle dediler: Musa sert bir adamdır. Yanında da çok asker var. Eğer bizi yenerse bizi helak eder. Allah’a ﷻ dua et de Musa’yı ve beraberindekileri bizden geri çevirsin (savursun).” O, onlara şu cevabı verdi: “Eğer ben Allah’a ﷻ Musa’yı ve beraberindekileri sizden geri çevirmesi için dua edersem benim dünyam da ahiretim de gider.” Ancak onların ısrarı üzerine sonunda onların (Musa r.hve beraberindekilerin) aleyhine dua etti ve bunun üzerine dinden sıyrıldı.” (İbn Ebi Hatim, İbn-i Abbas’tan rivayet etmiştir).

Allah ﷻ şöyle buyuruyor: “Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O, bundan sıyrılıp-uzaklaşmış, şeytan onu peşine takmıştı. O da sonunda azgınlardan olmuştu. Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir.” [A’raf, 175-176] Malik bin Dinar şöyle demiştir: “Musa r.h, onu Allah’a ﷻ davet etmesi için Medyen kralına gönderdi. O da ona hisse verip ihsanda bulundu. Bunun üzerine onun dinine uyup Musa’nın dinini terk etti ve bu ayet indi.” [İbn Ebi Hatim Tefsiri]

Bel’am, Allah’ın ﷻ ayetlerinden yüz çevirerek (Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu) dünya ve lezzetlerine itimat etti. Ta ki; dilini sarkıtıp soluyan köpek misali, hevası kendisine galip geldi. Mücahid r.h şöyle demiştir: “Kitabı okuyup da içindekiyle amel etmeyen gibi.” [Taberi Tefsiri] Kurtubi şöyle demiştir: “Te’vil ilmini bilen âlimlerin birçoğunun görüşüne göre bu misal, kendisine Kur’ân verildiği halde gereğince amel etmeyen herkes hakkında umumidir.”[Kurtubi Tefsiri] Bu tipler, günümüzde de ne çokturlar!

Sonuç: Bunlar, Allah’ın ﷻ, kendilerini ifşa etmek, kullarına onlardan uzak durmalarını hatırlatmak, kendilerini dinlememeleri, onlardan bir şey almamaları için ortaya koyduğu; kötü âlimlerde bulunan bazı sıfatlardır. Allah’ın ﷻ, onların sıfatını zikrettiğini ve de Allah’ın ﷻ hükümlerini bildikleri halde kendilerini “âlimler” diye isimlendirmediğini görüyoruz. Onlar Allah ﷻ korkusunu kaybedip de bildikleriyle amel etmeyi terk ettiklerinde, ilimleri onlara bir fayda vermedi.

Aksine dünya ve ahirette lanetlenmelerinin sebebi oldu ve Allah ﷻ onları en korkunç sıfatlarla vasıflandırdı ve bu (kendilerine fayda vermeyen ilimleri), cehennem ateşine girmelerine sebep oldu. Dahası Allah ﷻ, haham ve ruhbanların etbaını -ki onlar Allah’ın ﷻ dinini tahrif eden kötü âlimlerin selefidirler- ve küfürlerinde onlara itaat etmelerini dinden çıkaran büyük şirk saymıştır. Allah’ın ﷻ şu buyruğunda olduğu gibi: “Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rabler (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih’i de… Oysa onlar, tek olan bir ilah’a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.” [Tevbe, 31]

Hiç kimse tağut âlimlerini taklit etmedeki küfründe mazur değildir. Aksine hakkı talep edip onunla amel etmede çaba göstermek her insanın üzerine vaciptir.

Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA