Meşgul Olmadan Önce Boş Vaktini Fırsat Bil

Meşgul Olmadan Önce Boş Vaktini Fırsat Bil

Meşgul Olmadan Önce Boş Vaktini Fırsat Bil

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Zilhicce1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “Meşgul Olmadan Önce Boş Vaktini Fırsat Bil ” isimli makaleyi sizlerin okumasına sunuyoruz.

Boş vakit, Allah’ın ﷻ geçim sıkıntısı ve rızık peşinde koşturma konusunda kendilerine kâfi geldiği birçok boş vakit sahiplerinin kendisiyle aldandığı bir nimettir. Bu tür kişilerin çoğu boş vakitlerinden hakkıyla istifade etmiyor ve bu vakitleri fırsat bilmiyorlar. Bilakis bu vakitlerini oyun ve eğlence ile geçiriyorlar. Ölüm onlara gelinceye kadar onlar Allah’ın ﷻ muradından uzak ve eğlence içerisindedirler. Allah’ın ﷻ fazlı ile kendilerine verilen ve hesabı sorulacak olan nimetlerden faydalanmaktadırlar.

Allah ﷻ bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?” [Tekasur, 8]

Evet, hesaba çekilecekler. Çünkü Allah-u Teâlâ yaratıkları geçici nimetlerle nimetlenmeleri için yaratmamıştır. Bilakis onları kendisine ibadet edilmesi için yaratmıştır. Allah’ın ﷻ onlara ve onların ibadetine ihtiyacı yoktur. Allah ﷻ fazileti ve rahmetiyle, kendisine ibadet edenler için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin aklına gelmeyen nimetler hazırlamıştır. Onlar boş vakitlerini O’nun ﷻ ibadetiyle geçirmelerine karşılık onlara orada sürekli olan nimetler bahşedecektir. Me’va cenneti ne güzel karşılıktır…

Ahiret hayatını bırakıp fani dünya hayatına ve geçici yaşama meyleden kişinin ölümden sonraki hali, Allah’ın ﷻ “Nihayet onlardan birine ölüm gelince, ‘Rabbim! Beni dünyaya geri gönder ki, ihmalkâr davrandığım konularda salih ameller işleyeyim.” [Mü’minun, 99-100] diyenlerin hali gibi olur.

Durum böyle olduğu halde kişi ibret alıp ruhu daha alınmamışken nefsini Allah’a ﷻ ibadet etmekle ve O’nun ﷻ rızasıyla meşgul etmesi gerekmez mi? Allah Resulü ﷺ şöyle dedi: “Allah’ım ahiret hayatından başka hayat yoktur. Ensar ve muhacire mağfiret et.” [Muttefakun aleyhi] Allah Resulü’nün ﷺ dünya nimetlerinin, ona ulaşmak isteyenlerin zahmetini hak edecek hakiki bir yaşam olmadığı sözünü düşün. Çünkü hakiki yaşam, Allah’ın ﷻ kerim cennetlerindeki ahiret yaşamıdır.

Keşke Hayatım İçin, (Önceden Bir Şeyler) Takdim Edebilseydim
İnsanların çoğu dünya işleri ile ahiret amelleri arasındaki ölçüyü kaybedip ikisi arasındaki dengeyi kurmayı başaramamaktadırlar. Birçoklarının en büyük hedefi; servet biriktirmek ve mubahlarda israf etmektir. Geçim konusunda onların yeterli ve zengin olduğunu, lakin Allah’ın ﷻ rızasını ve kurtuluşu hak edecek amellerde fakir olduklarını görürsün.

Allah ﷻ onları boş vakitle nimetlendirmiş lakin onlar bu boş vakitlerini dünyalık şeyler ile doldurmaktadırlar. Hâlbuki onun bu vakit geçirdiği dünyalıklara da ihtiyacı yoktur. İşte bu, gerçek aldanıştır. Nitekim İbn-i Abbas r.h, Allah Resulü’nün ﷺ şöyle buyurduğunu söylemiştir. “İki nimet vardır ki birçok insan onlarda aldanmıştır. (Onlar da;) Sağlık ve boş vakittir.” [Buhari rivayet etti.]

Ey zenginlik ve boş vakit sahipleri! Muhakkak ki, sizler mahrum olanlarsınız. Çünkü sizler, ömrünüzden geçen boş vaktinizin kıymetini bilmediniz. Öyle ki; amellerini ve cihadlarını tamamlamak için boş vakit bulamayan yüksek himmet sahipleri bunun kıymetini bilmektedirler. Ey boş vakit sahipleri! Sizler, sizin kendisinden gafil kaldığınız büyük bir şeye doğru gitmektesiniz. O şey ki; o vakit sizler şöyle dersiniz “Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim” [Fecir, 24]

İmam Taberi –Allah ﷻ O’na rahmet etsin- şöyle der: “Allah-u Teâlâ Âdemoğlunun, özlemlerini ve kesintisiz nimetler içerisinde ebedi hayatı kazandıracak dünyadaki salih amelleri işlemedeki gevşekliğinin pişmanlığını haber vererek şöyle buyurmaktadır: Keşke dünya hayatında iken, ondan sonra ölüm olmayan bu hayatım için beni Allah’ın ﷻ gazabından kurtaracak ve rızasını kazanacak salih ameller takdim edebilseydim.” [Camiu’l Beyan]

Evet, Allah’ın ﷻ geçim sıkıntısı konusunda kendisine kâfi geldiği bazı kimseler, yollarını şaşırmış ve Rablerinin emirlerini umursamamaktadırlar. Boş vakitlerini, dinlerini ve Allah’ın ﷻ onlardan istedikleri şeyleri öğrenmekle geçirmiyorlar. Bilakis boş vakitlerini haramlarla veya bolca mubah amelleri yapmakla geçiriyorlar. Ey yolunu kaybetmiş umursamaz! Birçok soru için cevaplarını hazırla! Vallahi sen, başıboş yaratılmadın ve başıboş bırakılmayacaksın! Ve boş vaktini nerede harcadığından sorulacaksın!


Her Bir Gün Geçtiğinde Senden Bir Kısım Gitmiş Olur
Dünyalık ihtiyaçlarını giderecek kadar yanında malı ve avladı olan bazı yaşı ilerlemiş ve sırtı eğilmiş kimseleri Allah ﷻ boş vakit ile nimetlendirmiştir. Ancak onlar bu boş vakitlerini nasıl değerlendireceklerini bilmemektedirler. Bu durumda olanlara deriz ki; ahiret için bir pay ayırmadığın senelerini iyice düşün. Rabbine kavuşmak için ne kadar yakın olduğunu düşün. Allah’ın ﷻ dinine fedakârlık ve bu dine yardım için oğullarını ve torunlarını teşvik etme vakti gelmedi mi?

Boş vakitlerini, Allah’ın ﷻ mücahid kulları, mustazaf Müslümanlar ve kendin için dua etme ile doldurma vakti gelmedi mi? Her yakınlaşma çeşidiyle Allah’a ﷻ yakınlaşma ve O’na ﷻ yönelme vakti gelmedi mi? İnsanlardan birçokları, yaş olarak büyük yaşlara ulaştıkları halde ölümü, hesabı ve sorguya çekileceğini düşünmeden, yolunu kaybetmiş gençler gibi yaşarlar. Vallahi bu, uzun vadeli dünya hesapları ve helakin ta kendisidir. “Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, ‘İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir’ denir.” [Kaf, 19]

İmam Begavi şöyle demektedir: “‘Ölüm sarhoşluğu insana gelir’ yani insanın aklına galebe çalan ve insanı bayıltan ölümün sıkıntısı ve şiddeti insana gelir. ‘Bir hakikat olarak’ yani ölüm gerçeği olarak. Denildi ki; yani ahiretin gerçek işlerinden bir iş olarak gelir. Ta ki insan bunun farkına varsın ve onu gözleri ile görsün. Denildi ki; yani saadet veya şekavet olarak insanın durumunun varacağı şey olarak insana gelir. Ölüm sekeratı gelen kişiye denilir ki; ‘İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir’ yani meyledip kaçtığın şeydir. Hasan dedi ki; yani kaçtığın şeydir. İbn-i Abbas dedi ki; yani kerih gördüğün şeydir. [Mealimu’t Tenzil Fi Tefsiri’l Kur’an]

Kabre girmeden önce boş vaktini fırsat bil! Sabah vaktini fırsat bil, çünkü akşama yetişmeyebilirsin. Hasan’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Ey Âdemoğlu! Muhakkak ki sen günlerden ibaretsin. Her bir gün geçtiğinde senden bir kısım gitmiş olur. [Ez-Zuhdu Li Ahmed bin Hanbel] Allah ﷻ yolunda vücut parçalarını takdim edip gençlerle dünya için değil de cennet üzere yarışan yaşlılara tabi ol.


Boş Saatlerini İyi Değerlendir
Allah’ın ﷻ geçim sıkıntısı konusunda kendilerine kâfi geldiği iyilerden olan bir sınıf daha vardır ki onların rızıkları mızraklarının gölgesi altındadır. Bu sınıf insanlar boş vakitlerini, kâfirlerin hayatlarını zehir etmede ve âlemlerin Rabbinin ﷻ dinine yardımda harcamaktadırlar. Az bir saat gözcülük nöbetiyle ribatını hakkıyla yerine getirip daha sonra uzun boş vakitlerine dönenler bu muvaffaklardan bazılarıdır. Bu vakitler, Mücahidler için bir daha elde edilemeyebilen bir nimettir.

Eğer o vakitlerini kuran okumak, Allah’ı ﷻ zikretmek, dua etmek, nafile ibadetleri muhafaza etmeye çalışma veya kardeşlerini hayırlı amellere teşvik etme ile geçirirse bunda büyük bir fayda, kâfirlerle karşılaşma esnasında bir sebat, hasenatlarda bir artış ve derecelerde bir yükselme olacaktır.

Ey mücahid! Bil ki, senin boş vaktin bir nimettir. Aldananlardan olmaman içi bunu iyi değerlendir. Allah ﷻ katında kendin için bir azık kıl. Allah-u Teâlâ Mücahidler için cennette yüz derece hazırlamıştır. Allah’ı ﷻ zikreden, nafile namaz kılan, Kur’an okuyan, hiraset, ribat ve savaşında çaba sarf eden mücahidin derecesi, Allah’ı ﷻ az zikreden ve sadece sırası geldikçe nöbetini tutan ve daha sonra uzun boş vakte geri dönen mücahidin derecesi gibi değildir.

Sadık murabıt Mücahidlerin en yüksek derecelere ulaşmak için boş vakitlerinde çokça çaba sarf etmeleri ve her bir derece arasının gök ile yer arası kadar olduğunu bilmeleri gerekir. En yüksek derecedeki nimetler kendisinden daha düşük olan derecelerdeki nimetlerden daha faziletli ve daha güzeldir. Murabıt, yapmış olduğu büyük ameline rağmen diğer salih amelleri azık edinmede zahid davranmaz. Nitekim Allah Resulü ﷺ ribatın fazileti hakkında şöyle buyurmaktadır; “Allah yolunda bir gece nöbet (ribat) beklemek bir ayı oruç ve ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır. Kim nöbette ölürse, dünyada yaptığı ameli ve rızkı devam eder. Kabir fitnesinden de emin olur.” [Müslim rivayet etti.]

Boş vakitlerini doldurduğu salih ameller üzere öldürülen ve bu ameli devam eden murabıta daha faziletli amel ne olabilir? Öyle ise senin sürekli Kur’an okuman, gece namazlarını kılman ve bunun dışındaki salih amelleri yapman gerekir. İlim talep etmeye, dini fıkhetmeye ve Allah‘ın ﷻ kitabını ezberlemeye hırslı davran. Ve bil ki; iki nöbet arasındaki yaşadığın boş vaktin konusunda birçok salih sana gıpta etmektedir.

YORUM ALANI

Yorum Yok