İDRAK MEDYA

NEVRUZ

NEVRUZ
22 Mart 2019 - 5:01

Nevruz, Fârisî yılın ilk günlerinde gerçekleştirilen Perslerin bayramlarından birisidir ve onların en büyük bayramı sayılır. 

Mısır’daki Kıptîler de (Mısır’ın Hristiyan Arapları) Nevruz’u kutlamaktadırlar. Kıptîlere göre Nevruz, yılın ilk günü olup Şem Nesîm (Meltem Kokusu) Bayramı olarak bilinmektedir.

İmam Zehebî -Allah ﷻ ona rahmet etsin-, “Teşebbuhu’l-Hasîs bi Ehli’l-Hamîs”; kitabında şöyle demiştir: “Nevruz’a gelince, Mısır halkı, aşırıya giderek bu günü kutlamaktadırlar. Nevruz, Kıbtîlerin yılının ilk günü olup onlar bu günü bayram olarak kutlamaktadırlar. Müslümanlar da bu konuda onlara benzemektedirler.”

Müslümanların, Ramazan bayramı ile Kurban bayramının dışında kutlayacakları başka hiçbir bayramları yoktur. Bu iki bayramın dışındaki bayramlar, sonradan çıkarılmış bidat bayramlardır ve bu bayramları kutlamak, câiz değildir.

Nitekim Enes b. Mâlik’ten -Allah ﷻ ondan razı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir: “Rasulullah ﷺ (hicretten sonra Mekke’den) Medine’ye geldiklerinde, Medinelilerin eğlendikleri iki günleri vardı.

Rasulullah ﷺ : -Bu günler nedir? Diye sordu.

Medineliler: “Biz (İslâm’dan önce), cahiliyet devrinden beri bu günlerde eğleniriz.” dediler. Bunun üzerine Rasulullah ﷺ şöyle buyurdu: -Şüphesiz Allah size, o iki günün yerine daha hayırlı olan iki bayramı: Kurban bayramı ile Ramazan bayramını vermiştir.” (Ebu Davud; hadis no: 1134. Nesâî; hadis no: 1556.)

Şeyhulislam İbn-i Teymiyye “Sıratıl Mustakim” adlı eserinde şöyle demektedir: “Bu arada çoğu kimseler tarafından kışın Kânun-u evvel (Aralık) ayının yirmi dördünde Hz. İsa’nın (selâm üzerine olsun) doğum yıldönümü olduğu sanılarak yapılan (Noel vb.) bütün kutlamalar da dinimize aykırı adetlerdir. 

Ateş yakmak, ziyafetler düzenlemek ve mum yakmak gibi. Bu sözde doğum gününü kutlamak Hristiyanlığın dini geleneklerindendir, İslam’da asla yeri yoktur.

Aslında ilk dönem Müslümanları (selef) böyle bir doğum gününden hiç bahsetmemişlerdir. Bu iddia Hristiyan kaynaklıdır. Ayrıca bu sözde doğum şenliklerinin tabii bir bahanesi de vardır. Çünkü mevsim kıştır ve bu mevsim ateş yakıp çeşitli özel yemekler hazırlamaya uygun bir zemin oluşturmaktadır.

Bu arada Hristiyanlar bu sözde doğum gününden bir kaç gün-galiba on bir gün- sonra Yahya’nın, İsa’yı Mamudiye suyu ile yıkayarak vaftiz ettiğine inandıkları için o gün aynı şekilde vaftiz olurlar ve buna “Gıdas Bayramı” adını verirler. Buna özenen çoğu cahil kadınlar, aynı gün çocuklarını hamamlarda yıkarlar ve bunun çocuklarına faydalı olacağını sanırlar. Oysa Hristiyanların dini adetlerinden biri olan bu hareket, dinimizin haram saydığı en çirkin davranışlardan biridir.

Hemen belirtelim ki; Nevruz ve Mihrican gibi eski İran bayramları, çeşitli Yahudi bayramları ve ister acem kaynaklı, ister Arap kaynaklı olsun, diğer bütün kâfir bayramları, hüküm bakımından tıpkı yukarda sözünü ettiğimiz Hristiyan bayramları gibidirler.

Bu arada kâfirlerin bu bayramlarına nasıl özenmememiz gerekiyorsa, bu tip şenliklere özenen Müslümanların suç ortağı da olmamamız, hatta böyle kimselere engel olmamız gerekir. Buna göre eğer bir Müslüman böyle yabancı bir bayram gününde, dini geleneklerimize aykırı olarak bizi evine çağırır, şenlik amaçlı bir yemeğe katılmamızı isterse bu daveti geri çevirmemiz gerekir.

Yine böyle bir günde bir Müslümandan gelebilecek geleneklerimize aykırı ve özenti şüphesi uyandıran her hediyeyi de reddetmeliyiz. Özellikle bu yabancı bayramların özelliğini taşıyan ve özenme amacını açığa vuran mum, boyalı yumurta, süt ve koyun gibi hediyeleri almaktan da titizlikle uzak durmak gerekir. Tabii ki, böyle hediyeleri kendimiz kabul edemeyeceğimiz gibi, hoş görünelim diye başka Müslümanlara vermeye de kalkışmamalıyız. Dahası, bu tip bayramlarda Müslümanlara sözü geçen hediyelik maddeleri ve bu şenliklerde giyilen bayramlık kıyafetleri de satmaktan kaçınmalıyız. Çünkü böyle yaparsak işlenen günahların ortağı ve destekçisi olmuş oluruz.”

Mü’minlerin emiri Ömer’in -Allah ﷻ ondan razı olsun- şu sözleri, Beyhakî’de yer aldığına ve Süfyan-ı Sevri tarafından Ata b. Dinar’a dayandırılarak nakledildiklerine göre daha ağır anlamlı olarak şöyledir: “Sakın acem dilini öğrenmeyiniz ve müşriklerin bayram günlerinde onların mabetlerine gitmeyiniz. Çünkü o gün onların üzerine Allah’ın ﷻ azabı iner.” (Beyhâki, Sünen El-Kübra, c. 9, s. 234; Abdurrezzak El-Musannef, c. 1, s. 411, H. No: 1609)

Yine Süfyan-i Sevrî’nin, Ebu Velid’e dayandırarak belirttiğine göre bu konuda Abdullah b. Ömer -Allah ﷻ ondan razı olsun- şunları söylüyor: “Kim acem diyarında ev-bark edinerek yerleşir, onların Nevruz ve Mihrican gibi bayramlarını benimser, onlara özenir ve ölünceye kadar böyle kalırsa Kıyamet günü onlarla birlikte haşrolur.” (Beyhâki, Sünen El-Kübra, c. 9, s. 234.)

Buhari’nin bildirdiğine göre Ömer’in -Allah ﷻ ondan razı olsun- bu konudaki bir başka ve daha ağır bir sözü şöyledir: “Allah’ın ﷻ düşmanlarının bayram törenlerinden uzak durunuz.”

Müslümanların, Nevruz bayramını kutlamaları, kutlamak için yemek hazırlamak ve hediye vermek gibi şeylerle Nevruz bayramını tahsis etmeleri câiz değildir.

Bu bayramları şirk dinine rıza göstererek, geçmiş müşrik atalarını tazim ederek, atalarının İslam’dan önceki dinlerini (Mecusilik, Şamanizm vs.) saygı ile yâd ederek yapanların ise kâfir olacağı kesindir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA