İDRAK MEDYA

SEBAT

SEBAT
06 Mart 2019 - 21:33

SEBAT


Hamd ve minnet Allah’adır. O’naﷻ hamd eder, O’ndan ﷻ yardım ister ve O’na ﷻ kullukta hiçbir şeyi ortak koşmayız.

Salat ve selam kıyametten önce gönderilmiş, güler yüzlü ve savaşçı olan Nebi ﷺ‘e olsun. Bundan Sonra: “Onların sözleri ancak şöyle demekten ibaretti: “Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlarımızı bağışla. Ayaklarımıza sebat ver. Kâfir topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!” (Al-i İmran 147)

Geceyi aydınlatan bir kor gibidir sebat etmek.

Onu tutsan elini yakar, bıraksan karanlıkta kalırsın.

Bundandır ki ismi, onun kadar zor olan sabrın yanında yer alır çoğu zaman.

Sebat, kişiyi Allah Azze ve Celle’ye yakınlaştıran ve yapılan uğraşıyı boşa çıkarmayan, o uğraşıyı tamamlayan ve kabul ettiren en büyük amellerdendir.

Sebat etmek, başarıya ulaşmanın en büyük sebeplerinden biri olarak sayılmıştır. Nitekim Allah Subhanehu ve Teâlâ A-li İmran Suresi 200. Ayetinde şöyle buyurmuştur: “Ey İman edenler! Sabredin, sabırda yarışın, ribat tutun ve Allahtan korkun ki başarıya erişebilesiniz.”

Sebat ameli her ne kadar meşakkatli bir amel olsa da, içerisinde sayısız hikmetleri bulundurmaktadır. Bunlardan en açık olanı ise savaş alanındaki sebattır. Kişi başına gelen musibetler ve vesveseler karşısında çaresiz ve güç yetiremez duruma gelir. Allah Azze ve Celle bu musibetleri, onun kalbinde olanı dışarı çıkarmak yahut ta onunla günahlarını bağışlamak ve yahut ta derecelerini yükseltmek için verir. Buna bir nevi kulunu günahlarından arındırma veya onu daha hayırlı olana eriştirme de denilebilir.

Onun için iki yol vardır; eğer o musibetlere, belalara ve vesveselere sabreder ve sebat ederse bu onun için hayırlı olan ve onu kazanmaya götürecek etkenlerdendir. Nitekim başarıya erişebilmesinin yolu yukarda zikrettiğimiz ayette de olduğu gibi buradan geçmektedir. Fakat vesveselere kulak verip bunun ardına düşer de gerçek bir sebat örneği gösteremezse, o sanki dibi görünmeyen bir suya düşmüş gibi olur. Ve şüphesiz derin bir su, yüzme bilmeyen birine helaktir.

Bu ameli yerine eksiksiz olarak getirenler ise hiç şüphesiz Nebi ﷺ, onun yolunu izleyen seçkin sahabeleri ve onlara ihsan üzere tabi olanlardır. Onlar ki bütün hayatlarını şeriatın gölgesinde yaşamaya çalışmış bu uğurda ölüm üzere sebat etmiş insanlardılar. Nitekim onlar Bedir savaşında, Uhud’da ve daha birçok gazvede sebatın en büyük örneklerini sergilemişlerdir.

Ayrıca onlar yaptıkları biata da sabit kalmışlardır, bundan asla taviz vermemiş ve Allah’ın ﷻ rızasını ancak bu şekilde kazanmışlardır. Rıdvan biatı ve bu biatın gereklerinin yerine getirilmesi bunun en büyük örneklerindendir.

Nitekim Allah Subhanehu ve Teâlâ Şöyle buyurmuştur: “Andolsun ki; sana, o ağacın altında bi´at ederlerken Allah mü´minlerden hoşnud olmuştur. Kalblerinde olanı bilmiş de onlara sekineti indirmiş ve onları pek yakın bir fetihle mükâfatlandırmıştır.” (Fetih 18)

Onlar kâfir öldürmek için henüz bir adım atmamış veya kılıçlarını kınlarından dahi çıkarmamışlardır. Fakat verdikleri söz üzere sebat ettikleri için üzerlerine sekinet indirilmiş, yakın bir fetihle müjdelenmiş, ebedi bir mutluluğu ve onun da ötesinde Allah’ın ﷻ hoşnutluğunu kazanmış oldular. Allah ﷻ hepsinden razı olsun.

Allah’ım! Sana yeryüzünde hiçbir şey ortak koşmamakla emrolunduk.

Kelimeni en yüce kelime kılmak için ortaya en değerlilerimizi koyduk.

Bizi çağırdığın cihad emrine kulaklarımızı işitir kıldın.

Allah’ım! Bizler bu emrini tatbik edebilmek adına yolunda cihad ediyor ve öldürülmeyi, yaşamaktan daha sevimli buluyoruz.

Sen bizi en iyi bilensin ey yüce arşın sahibi!

Allah’ım! Yolunda ölüm bizi alıp götürene kadar ayaklarımıza sebat ver ve bizleri kâfir olan kavme karşı muzaffer kıl.

Duamızın sonu Âlemlerin Rabbi olan Allaha hamd etmektir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA