İDRAK MEDYA

Şehadete Kavuşma Azmine Sahabelerden Örnekler

Şehadete Kavuşma Azmine Sahabelerden Örnekler
05 Ağustos 2019 - 20:45

Şehadete Kavuşma Azmine Sahabelerden Örnekler

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Cemaziyelevvel 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “Şehadete Kavuşma Azmine Sahabelerden Örnekler” isimli makaleyi sizlerin okumasına sunuyoruz.

Muhacirlerden ve Ensar’dan öne geçen ilkler, cennetin Allah’ın ﷻ değerli metaı olduğunu anladılar. Onun bedelini ödemeye de ancak çaba göstermek için kolları sıvayan, Allah’ın ﷻ rızasını kazanabilmek için her yolu arayanlar güç yetirebilir ki bu yolda kolaylığı ve kabul edilmeyi talep edenler de onlardır.

Onların Allah’a ﷻ (canlarını ve mallarını) satmak, Allah’la ﷻ ticaret için büyük azim gösterdiklerini, onu (cenneti) satın alabilmek için canlarını ve mallarını sattıklarını görürsün. “Ey iman edenler, sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticareti haber vereyim mi? Allah’a ve O’nun Rasûlü’ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz. O da sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerleştirir. İşte ‘büyük mutluluk ve kurtuluş’ budur.” [Saf, 10-12].

Bunun en hızlı yolunun Allah yolunda şehadet olduğunu öğrendiklerinde de gerisin geri dönmeksizin alelacele savaş meydanlarına çıktılar. Bu meydanları gerçek hayata bir yol edinerek ölüme yöneldiler.

Enes bin Nadr r.h Uhud Günü Müşriklerin Arasına Dalıyor
Enes bin Nadr h Bedir Gazvesi’nden geri kalınca çok şiddetli bir şekilde üzülmüştü. Ancak bunun üzerine öyle bir yemin edip öyle bir vaatte bulunmuştu ki gelin kardeşinin oğlu olan Enes bin Malik’ten amcasının ne yaptığını dinleyelim: “Amcam Enes ibnu’n- Nadr, Bedir harbinden uzakta bulunmuştu. Bunun için o: – Ya Rasûlullah! Müşriklerle yaptığın ilk muharebeden uzakta bulundum. Yemin olsun, eğer Allah beni müşrikler harbinde hazır bulundurursa ne yapacağımı Allah ﷻ muhakkak insanlara gösterecektir, demişti.

Uhud günü gelip de Müslümanlar cephesi açılınca Enes ibnu’n-Nadr: -Allah’ım! Ben Sen’den şunların; yani Peygamber’in sahabelerinin yaptıkları bozulma ve kaçma suçundan dolayı özür ve bahanelerinin kabulünü isterim. Şunların; yani müşriklerin Peygamber’e karşı yaptıkları harpten ve cinayetten de Sana sığınırım, dedi. Sonra (müşriklere doğru) ilerledi. Bu sırada Enes ibnu’n-Nadr’a Sa’d ibnu Muâz rast geldi.

Enes ibnu’n Nadr ona: -Ya Sa’de’bne Muâz! Ben cennet istiyorum. Ve Nadr’ın Rabbine yemin ederim ki, ben cennetin kokusunu Uhud’un berisinden hissedip buluyorum, dedi. Sa’d ibn Muâz, Rasûlullah’a ﷺ: -Ya Rasulallah! Ben İbnu’n-Nadr’ın düşmanlara karşı yaptığı harika kahramanlıkları anlatmaya muktedir değilim, dedi. Enes bin Malik (Sa’d bin Muâz’ı teyit ederek) şöyle demiştir: Biz Enes ibnu’n-Nadr’ı şehid edilmiş halde bulduğumuzda, onun bedeninde kılıç darbesi yahut mızrak dürtmesi veya ok saplanması olarak seksenden fazla yara bulduk. Müşrikler bu Mücahidin burnunu, kulaklarını ve diğer bazı uzuvlarını kesmek ve gözlerini oymak suretiyle müsle, yani işkence etmişlerdi.

Bu sebeple onu hiçbir kimse tanıyamadı da ancak kız kardeşi (halam) onu parmaklarının ucuyla tanıyabildi. Yine Enes bin Malik dedi ki: Biz şu ayetin Enes ibnu’n-Nadr ile benzerleri hakkında indiğini düşünür yahut zannederdik: “Mü’minler içinde Allah ‘a verdikleri sözde sadakat gösteren nice erler vardır. İşte onlardan kimi adadığını ödedi, kimi de (bunu) bekliyor. Onlar hiçbir suretle (ahidlerini) değiştirmediler” [Ahzab, 23]” [Sahih Buhari, 2805]

Umeyr bin El-Hammam r.h Genişliği Gökler ve Yer Kadar Olan Cennete Koşuyor
Rasûlullah ﷺ ile ashabı yola koyuldular ve müşriklerden önce Bedir’e vardılar. Müşrikler de geldi. Rasûlullah ﷺ: “Ben başında olmadıkça sakın sizden hiç bir kimse bir şeye ilerlemesin!” buyurdu. Derken müşrikler yaklaştı. Rasûlullah ﷺ de: “Kalkın! Genişliği göklerle yer kadar olan cennete!..””buyurdu. Umeyr b. Hammam El-Ensari: -Ya Rasûlullah! Genişliği göklerle yer kadar olan cennet ha, dedi. “Evet!” buyurdular.

Umeryr: -Hele hele!.. Dedi. Rasûlullah ﷺ: “Seni hele hele demeye sevk eden nedir?” diye sordu. Umeyr: -Hayır, Vallahi ya Rasûlullah! Cennet ehlinden olmamı ümit etmekten başka bir şey yok! dedi. “Öyle ise sen onun ehlindensin!” buyurdular. Bunun üzerine Umeyr torbasından birkaç hurma çıkararak onlardan yemeye başladı. Sonra şunları söyledi: -Eğer ben bu hurmalarımı yiyinceye kadar yaşarsam bu gerçekten uzun bir hayattır!.. Hemen elindeki hurmaları attı. Sonra öldürülünceye kadar müşriklerle savaştı.” [Sahih Müslim, 145-1901].

Mute Seriyye’sinin Komutanları Şehadet Talep Ediyor
Mute’de Cafer bin Ebi Talib r.h sancağı sağ eliyle tuttu. Sağ eli kopunca sol eliyle tuttu. Sol eli de kopunca göğsü ve pazılarıyla tuttu ta ki sonunda öldürüldü. O vakit 33 yaşındaydı. Allah ﷻ ona bunun karşılığında cennette kendileriyle istediği gibi uçabileceği iki kanat verdi. Dendiğine göre o gün Rumlardan bir adam kendisine bir darbe vurarak onu ikiye böldü.

Muhacir Bedevi, Allah’a ﷻ Verdiği Sözü Tuttu Allah da ﷻ Dilediğini Ona Verdi
Allah’a ﷻ karşı samimiyetlerine bakın! Şeddad bin el-Had’dan r.h rivayete göre, bedevilerin biri Peygamber’e ﷺ geldi ve ona iman etti, ona uydu sonra da: “Yurdumdan göç edip sizinle birlikte oturacağım” dedi. Rasûllullah ﷺ, onunla ilgilenmeleri için ashabına tavsiyede bulundu. Daha sonra bir savaş oldu. Peygamber ﷺ, düşmandan esirler aldı ve esirleri taksim etti, o kimseye de hissesini ayırdı. O kimse, onların arkasında koyunlarını otlatıyordu. O gelince onun hissesine düşen esiri kendisine verirler.

O da: “Nedir bu” dedi. Ashab: “Peygamber’in ﷺ sana ayırdığı hissedir” dediler. O hissesine düşen esiri Nebi’ye ﷺ getirdi ve: “Bu nedir?” diye sordu. Rasûlullah ﷺ “Bunu da sana ayırdım” buyurdu. O adam: “Ben ganimet elde etmek için sana uymadım, boğazını göstererek, ben şuramdan ok ile vurulup şehid olup Cennete girmek için sana uydum” dedi.

Rasûlullah ﷺ: “Eğer gerçekten doğru söylüyorsan ve Allah’a ﷻ verdiğin sözü tutarsan Allah da ﷻ istediğini verir.” buyurdu. Kısa bir müddet sonra düşmanla savaştılar. O adamı işaret ettiği yerden okla vurulmuş olarak, Rasûlullah’a ﷺ getirdiler. “Bu, O adam mı?” dedi. “Evet” dediler.

Rasûlullah ﷺ: “Allah’a ﷻ verdiği sözü tutmuş. Allah da ﷻ dilediğini ona vermiş” buyurdu. Sonra onu kendi cübbesi ile kefenledi ve önüne koyarak namazını kıldı. Namazda işitilen duası şöyle idi: “Allah’ım, bu kulun Senin yolunda hicret ederek şehid oldu. Ben de buna şahidim” buyurdu.”

Ebu Ukayl r.h Yaralı Olarak Mürtedlere Karşı Savaş İçin İlerliyor
Yemame gününde; atan bir damarları var olduğu sürece; öldürülene kadar dini müdafaa edenlere bir bakın. Cafer bin Abdullah bin Eslem şöyle dedi: “Yemame günü insanlar safları oluşturdular. İçlerinden ilk yaralanan Ebu Ukayl idi. Üzerine fırlatılan ok omuzları arasına ve göğsüne isabet etti. Ok çıkarıldı. Fakat sol tarafı tutmaz oldu. Onu geriye taşıdılar.

Harp kızışıp Müslümanlar geri çekilmeye mecbur kalmışlardı. Ebu Ukayl r.h da yarasından dolayı takatsiz olduğundan istirahat ediyordu. Ma’n bin Adiyy’in r.h: “Ey Ensar! Allah’tan korkun! Allah’tan korkun! Düşmanınıza hücum edin” diye yüksek sesle bağırdığı duyuldu.

Abdullah bin Ömer r.h anlatıyor: Ebu Ukayl r.h kalktı. Ne yapmak istiyorsun, sana harp etmek yok, dedim. Nidacı beni de kastetti, dedi. Ey Ensar, dedi, yaralıları çağırmadı, dedim. Ebu Ukayl da r.h: Ben de Ensar’danım. Sürünerek de olsa onun davetine uyacağım, dedi ve kemerini bağladı. Kılıcı sağ eline aldı, sonra da: Ey Ensar! Huneyn’deki gibi geri dönün, toplanın, Allah ﷻ size rahmet etsin, ilerleyin, dedi.

Müslümanlar, nihayet düşmanlarını bir bahçeye sıkıştırdılar. İki taraf birbirine girdi, kılıçlar birbirine karıştı. Ebu Ukayl’e r.h baktım, yaralı kolu omzundan kesilmişti. Vücudunda on dört ağır yara vardı. Ebu Ukayl’ın r.h başında durdum. Artık ruhunu teslim etmek üzereydi. Ey Ebu Ukayl, dedim. Ağır dönen dili ile: Buyur, kim yenildi, dedi. Müjde, Allah’ın ﷻ düşmanı Müseyleme öldürüldü, dedim. Bunun üzerine parmağını göğe kaldırdı, Allah’a ﷻ hamdetti ve şehit oldu.” Allah ondan razı olsun.

El-Bera bin Malik r.h Mürtedlerin Kalesini Basıyor (El-Hadika)
İslam’daki ilk ingimasçı (kâfirlerin saflarına tek başına dalan) El-Bera bin Malik! Enes bin Malik’in r.h kardeşi. İbn-i Sirin şöyle nakleder: “Müslümanlar, Şehadete erişmede hem genç hem de ihtiyarlar istekli içinde müşriklerden adamların bulunduğu duvarın olduğu yere vardılar. El-Bera kalkanın üzerine oturdu ve şöyle dedi: Beni mızraklarınızla kaldırın ve onlara fırlatın. Onu, duvarın arkasına fırlattılar. Şöyle dedi: Ona yetiştiler. İçlerinden onunu öldürdü. O gün Bera 80 küsür ok ve kılıç darbesi aldı. Halid bin Velid bir ay onunla ilgilendi ve yarası iyileşti.”

Salim Mevla Ebi Huzeyfe’nin r.h İstişhadi Operasyonu
Muhammed bin Sabit bin Kays bin Şemmas El-Ensari şöyle dedi: “Yemame günü Müslümanlar dağılınca Salim bin Mevla Ebi Huzeyfe şöyle dedi: Biz Allah Rasûlü’yle ﷺ beraberken böyle yapmıyorduk! Kendisi için bir çukur kazdı ve içinde durdu. O gün kendisinde muhacirlerin sancağı vardı. Yemame günü şehit olarak öldürülene kadar savaştı.”

Busr bin Ertat Rumların Kalesine Dalıyor
Ala bin Sufyan El-Hadrami şöyle dedi: “Busr bin Ertat Rumlara karşı savaştı. Askerleri sürekli olarak tuzaklara takılıp isabet alıyorlardı. Tuzaklar kuruluyordu ve askerleri tuzağa takılıyorlardı. Durum böyle olunca 100 askerini alıp geride kaldı. Bir gün Rumların bir vadisinde tek başına giderken 30’a yakın at ve katırın bir kilisenin yanında bağlı olduğunu gördü.

Kilisenin içinde bu atların sahipleri olan süvariler vardı. Busr, atından indi ve onu bağladı. Daha sonra kiliseye girdi ve kapıyı kilitledi. Rumlar, Busr’un bu hareketine şaşırdılar. Ve onlar mızraklarına varmadan onlardan üç tanesini yere serdi. Busr’un arkadaşları onu kaybedip onu arıyorlardı. Nihayet atını görünce atını tanıdılar.

Ve kiliseden gürültü sesleri geldiğini işittiler. Daha sonra kapıya geldiklerinde kapının kapalı olduğunu gördüler. Kapıyı yerinden çıkardılar ve içeriye girdiler. Baktılar ki Busr, sol eliyle karnından dışarıya çıkan bağırsaklarını tutmuş sağ eliyle de kılıcını tutuyordu. Arkadaşları kiliseye hâkim olunca, Busr düşüp bayıldı. Arkadaşları diğer Rumları öldürdü ve esirleri kurtardılar. Esirler dediler ki; Allah ﷻ için söyleyin bu kimdir?

Dediler ki; Busr bin Ertat. Esirler dediler ki; Vallahi kadınlar bunun gibisini doğurmamıştır. Arkadaşları bağırsaklarını karnına soktular. Ve karnını sarıklarıyla bağladılar. Onu alıp taşıdılar ve karnını diktiler. Allah’ın izniyle Busr, şifa ve afiyet buldu.”

Sahabelerin cennetteki yüksek mertebeye ulaşma hırsı işte böyle idi. Onların en takvalı ve en bilgili insanlar olmaları kendilerini bu mertebeye ulaşma azminden ilim talep etmek ya da öğretmek veya da dünyaya, babaya, çocuğa bağlılık alıkoymadı. Onlara tabi olanlar da kıyamete kadar; sonuncuları Allah’ın izniyle Deccal’i öldürene kadar izlerinden giderler.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA