İDRAK MEDYA

Tağut Erbakan ve Tağut Öğrencisi Erdoğan’ın Küfürleri – 2

Tağut Erbakan ve Tağut Öğrencisi Erdoğan’ın Küfürleri – 2
01 Mart 2019 - 19:41

Tağut Erbakan ve Tağut Öğrencisi Erdoğan’ın Küfürleri – 2

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Rabiulevvel 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “Tağut Erbakan ve Tağut Öğrencisi Erdoğan’ın Küfürleri” isimli makalenin ikinci kısmını sizlerin okumasına sunuyoruz.

Allah’ın Haramlarını Serbest Kılıp Helallerini Yasaklamaları:

“Üzerinde Allah’ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin; çünkü bu fısk’tır (yoldan çıkıştır). Gerçekten şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına gizli çağrılarda bulunurlar. Onlara itaat ederseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşanlar olursunuz.” [Enam, 121]

Taberi, tefsirinde İkrime’nin bu ayetin nüzul sebebi hakkında şöyle dediğini nakletmektedir: “Müşriklerden bazıları, Allah Resulü ﷺ’in yanına girerek O’na şöyle dediler: ‘Bir koyun öldüğü zaman onu kim öldürmüştür?’ Allah Resulü ﷺ dedi ki; ‘Allah onu öldürmüştür.’ Müşrikler dediler ki; ‘Sen ve ashabının öldürdüğü hayvanlar helaldir de, Allah’ın öldürdüğü haram mıdır?’ Bunun üzerine Allah ﷻ şu ayeti kerimeyi indirdi. “Üzerinde Allah’ın isminin anılmadığı şeyi yemeyin…” (Taberi Tefsiri, C.12, S.80.)

Şeytan, müşriklerden olan dostlarının kulaklarına bazı şeyleri fısıldayarak onlar vesilesiyle sahabeleri saptırmak istemişti. Nitekim şeytan, müşrik dostlarına şöyle vahyetmişti: “Müslümanlar, kendi elleriyle kesip öldürdükleri hayvanların etlerini helal sayıp yiyorlar lakin Allah’ın öldürdüğü hayvanların etlerine haram diyorlar.” Bunun üzerine Allah ﷻ bu ayeti indirerek şeytanların üşriklere vahyettiğine tabi olup ölü eti yiyenlerin müşrik olduğunu beyan etti.

Allah ﷻ, tek bir haramını dahi helal görenlere tabi olanlara müşrik demektedir. Allah’ın haramlarını serbest kılan ve helallerini yasaklayanların kâfir olduğu konusunda İslam âlimlerinden hiçbir ihtilaf yoktur.

İbn-i Teymiyye r.h şöyle demektedir: “Üzerinde icma edilen bir haramı serbest kılan veya üzerinde icma edilen ir helali yasaklayan veya üzerinde icma edilen Allah’ın şeriatini değiştirenler, tüm âlimlerin ittifakıyla kâfir ve mürted olur.” (Mecmuu’l Fetava, C.3, S.267.)

İşte tağut Erbakan ve Erdoğan’ın yönettikleri ve başına geçtikleri devlet, Allah’ın yüzlerce haramını serbest, yüzlerce helalini ve emrini de yasaklayan bir devlettir. Allah’ın bir tek haramını serbest kılan veya bir tek helalini yasaklayan kâfir olurken, Erbakan ve Erdoğan, neredeyse Allah’ın tüm haramlarını serbest kıldılar ve tüm helallerini ve farzlarını yasakladılar. Bunların bir kısmını kendi elleriyle yaptılar, bir kısmı da başına geçtikleri devlette var olan bu küfrî ameli devam ettirdiler. Bu tağutlar, içki fabrikaları açtılar.

Hatta Erdoğan hükümetinin bakanlarından biri, hükümeti devralmadan önce Tekirdağ’da iki içki fabrikası varken kendi dönemlerinde bunu on sekiz fabrikaya çıkarttıklarını övüne övüne anlatmıştır. Allah’ın en nefret ettiği ve büyük günahlardan biri olan faizi, zorunlu hale getirdiler ve neredeyse her caddede bir faiz bankası kurdular. Genelevlere ruhsat verdiler. Hatta fahişeleri sigortalı yapıp onlardan vergi aldılar. Birçok kumar çeşitlerini tesis ettiler ve kendi elleriyle milli piyango denen kumarı her sene işlettiler. Allah’ın hiçbir haddini tatbik etmediler, bilakis Allah’ın hadlerini anayasalarına bile almadılar. Cihad eden mücahidleri terörist ilan ettiler, hicretin kapısını kapattılar ve sırf, ‘Rabbim Allah’tır’ dedikleri için binlerce muvahhidi hapse tıkadılar.

Bunların serbest kıldığı haramları veya yasakladığı helal ve farzları saymaya kalksak konu gerçekten çok uzayacaktır. Çünkü bunların neredeyse tüm yasakları Allah’ın helal veya farz kıldığı şeyler iken, serbest kıldıkları şeyler ise Allah’ın haram kıldığı şeylerdir.

Türkiye’de yaşayan veya Türkiye’nin vakıasını bilen herkes bilir ki; Erdoğan’ın yapmış olduğu uygulamalar İslam dinine asla dayanmamaktadır. Zaten onlar da bunu açıkça defalarca kez dile getirdiler. Ve Türkiye’nin yasalarını bilen herkes bilir ki; Türkiye devletinin kanunlarının hiçbir yerinde İslami kanunlar bulunmamaktadır. Hatta kendi anayasalarına göre yasalarının, az bir kısmı dahi olsa, İslam’dan alınması kesinlikle yasaktır.


Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmeyen Tağuti Mahkemeleri Ayakta Tutmaları:

“Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir.” [Şura, 10]

“Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.” [Maide, 44]

Bu ayetin nüzul sebebini Buhari ve Müslim, Abdullah bin Ömer’den şöyle rivayet etmektedirler: “Abdullah bin Ömer şöyle demektedir: Resulullah’a ﷺ zina etmiş bir Yahudi erkekle bir Yahudi kadın getirildi. Bunun üzerine Resulullah ﷺ kalkarak Yahudilerin yanına gitti ve: ‘Zina eden bir kimseye siz Tevrat’ta ne (ceza) buluyorsunuz?’ diye sordu. Yahudiler: Yüzlerini karaya boyar; kendilerini yük üzerine bindirir; yüzlerini birbirlerine ters döndürürüz ve (sokaklarda) dolaştırılırlar! dediler. Allah Resulü ﷺ, ‘Eğer doğru söylüyorsanız o halde Tevrat’ı getirin!’ dedi. Yahudiler hemen Tevrat’ı getirerek okudular. Recim ayetine gelince, okuyan genç elini recim ayetinin üzerine koymuş ve onun evvelindekini ve sonundakini okudu. Allah Resulü’nün ﷺ yanında bulunan Abdullah bin Selâm peygamberimize: Buna emir buyur da elini kaldırsın! dedi. Yahudi elini kaldırınca baktılar ki; altında recm ayeti var! Bunun üzerine Resulullah ﷺ recim edilmelerini emretti ve her ikisi de recmedildi. Abdullah bin Ömer: Ben de onları recmedenler arasında idim. Yemin olsun erkeğin, kadını kendi vücudu ile koruduğunu gördüm! dedi.” (Buhari, Hadis No:2841; Müslim, Hadis No:1699-26.)

Yahudiler Allah’ın tek bir hükmünü değiştirdiği için Allah ﷻ bunlara kâfir dedi ve kendi kanunlarıyla insanlar arasında hükmetmeyenlerin kâfir olacağını ifade etti.

Allah’ın yasalarıyla hükmedilen mahkemelerin dışında başka mahkemelere başvuranlar kâfirdir. Nitekim Allah ﷻ bunu yemin ederek ifade etmektedir.

“Hayır! Rabbine andolsun ki; onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.” [Nisa, 65]

Evet, Erbakan ve Erdoğan, Allah’ın yasalarıyla ve kanunlarıyla değil de, insanların kendi kafalarına göre uydurdukları kanunlarla hükmeden mahkemeleri tesis ettiler ve onları ayakta tuttular. O mahkemelere kendileri başvurdular, insanlara dayattılar ve insanlar arasında hükmedilmesi için o mahkemelere kanunlar çıkardılar. O mahkemeler, Erbakan ve Erdoğan tağutlarının çıkardıkları kanunlarla insanları yargıladılar ve ezalandırdılar. Allah ﷻ bu mahkemelerde hükmedenler için bakınız ne demektedir:

“(Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tağutu tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.” [Nisa, 60]

Allah ﷻ bu ayet-i kerimede, Allah’ın yasalarıyla hükmedilmeyen mahkemelerde hükmedenlere tağut demektedir.

Ayrıca Erbakan ve Erdoğan’ın mahkeme konusundaki küfürleri sadece kendilerinin beşeri kanunlarla hükmeden mahkemeleri tesis etmeleri veya tesis edilen mahkemeleri idame etmeleri değildir. Tüm bunların üstüne, onların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi uluslararası küfür mahkemelerine hem başvurmaları hem de o mahkemeleri mahkeme olarak tanımaları, onları ayrıca küfre sokan bir unsurdur.


Erbakan ve Erdoğan’ın Tağut Olmaları:

“Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tağuttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.” [Nahl, 36]

“(Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tağutu tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.” [Nisa, 60]

İbn-i Kayyım tağut hakkında şunları söylemektedir; “Kulun kendisiyle haddini aştığı her ibadet edilen, tabi olunan ve itaat edilendir. Her kavmin tağutu, Allah ve Resulü’nün dışında kendisine muhakeme olunan, Allah’ın dışında kendisine ibadet edilen, Allah’ın gösterdiğinin dışında kendisine tabi olunan ve sadece Allah’a yapılması gerektiğini bilmedikleri bir konuda bile olsa kendisine itaat edilendir. İşte bunlar âlemin tağutlarıdır. Bunu ve insanların bu konudaki hallerini düşündüğünde; insanların çoğunun Allah’a ibadetten yüz çevirip tağutlara ibadete yöneldiklerini, Allah ve Resulü’ne muhakeme olmaktan yüz çevirip tağutlara muhakeme olduklarını ve Allah’a itaatten ve Resulüne tabi olmaktan yüz çevirip tağutlara itaat edip onlara tabi olduklarını göreceksin. (İ’lamu’l Muvakkiin, C.1, S.40.)

Şeyh Muhammed bin Abdulvehhab şöyle diyor; “Kendisine ibadet edilen ve kendisine yapılan ibadetten de razı olan bütün ibadet edilenler, kendisine tabi olunanlar ve Allah ve Resulü’nün emretmiş olduğu itaatin dışındaki konularda kendisine itaat edilen her şey tağuttur.

“O hâlde, kim tağuta küfredip Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” [Bakara, 256]

Tağuta küfretmenin şekli şudur; Allah’ın dışındaki şeylere ibadetin batıllığına itikat etmen, onu terk edip ona buğzetmen ve ehlini tekfir edip onlara düşmanlık etmendir.
Tağutlar çoktur. Bunların önderleri beştir.
1-Allah’ın dışındakilerin ibadetine çağıran İblis (Allah ona lanet etsin)
2-Allah’ın hükümlerine saldıran zalim hâkim
3-Allah’ın indirdiğinin dışındaki hükümlerle hükmedenler,
4-Gayb ilimlerini bildiğini iddia eden kişiler
5-Allah’ın dışında kendisine ibadet edilen ve onun da bundan razı olan kişi.” (Mecmutu Resailu’n fi-tevhid Ve’l İman, S. 377.)

Bu nakillerden de anlaşıldığı üzere, Allah’ın bir özelliği olan yasama hakkını kendisinde gören, Allah’ın yasalarını bir kenara bırakarak insanlar için yasamada bulunan tağuttur.

Allah ﷻ, insanlar için dünya hayatında uyulması gereken kurallar koymuş ve ona tabi olmalarını emretmiştir. Ve her kim Allah’ın bu kurallarına tabi olursa ona ibadet etmiş olur. Her kim de kendisini ir ilah gibi görüp kanun çıkartır ve insanlara buna uymalarını isterse kendisini ilah yerine koymuş olur ve ona tabi olanlar da onun kulu olmuş olurlar. Aynı şekilde onun kanunlarına uyanlar da ona ibadet etmiş olurlar. Allah’ın dışında kendisine ibadete davet edenler şüphesiz tağutlardır.

Tağut Erbakan ve Erdoğan, öncelikle Türkiye yasama meclisine girerek tağutluğunu ve rabliğini ilan etmiş oldular. Bu da yetmiyormuş gibi parti kurup diğer rablik iddia edenleri de yanlarına alarak insanlardan kendilerine kul olmalarını istediler. Erbakan, Erdoğan ve beraberindeki tağutlar, halkın dini duygularını istismar ettiler ve dini bir mücadele verdiklerini iddia ettiler. Lakin İslam dini onlardan ve onların bu yaptıklarından uzaktır. Onların bu davetine icabet edip onlara destek verenler, onların rabliğini kabul eden ve onlara ibadet eden kullarıdır. Etbaına yıllar boyunca laiklikle mücadele ettiğini iddia eden ikiyüzlü münafık Erbakan, bir konuşmasında laiklik hakkında şunları söylüyor:
“Müslümanlığın bizatihi kendisi laiktir… Bundan dolayı eğer Milli Görüş okulundan ve arka kapıdan kaçıp top oynamazsan, o zaman bilirsin ki, Müslümanlık, laiklikle tamamen bir aradadır, hiçbiri arasında tezat bulunmamaktadır. Bu sebepten dolayıdır ki; bizim elli senelik geçmişimizde, Anayasanın laiklik maddesiyle değil, bu maddeye aykırı hareket edilmesiyle mücadele ettiğimiz ortadadır.”


Erbakan ve Erdoğan’ın Demokrasi Bizim İçin Araçtır Amaç Değildir Oyunu

Tağut Erbakan ve tağut Erdoğan ve tağut arkadaşları, demokrasiyi kabullenemeyen takipçilerine; ‘amacımız demokrasi değil, biz bunu sadece hedefimize ulaşmak için bir araç olarak kullanıyoruz’ diyorlardı. İddialarında doğru olduklarını farz etsek bile -ki onlar her konuda olduğu gibi bu konuda da en büyük yalancılardır- daha sonraları demokrasi ve laiklik havarileri ve savunucuları haline geldiler. Araç dedikleri şey, onlar için amaç oldu. Ve artık amaç haline getirdikleri demokrasiyi elde etmek için büyük bedeller ödediler.

Peki, İslam düzenini getirmek için demokrasi gibi küfrî bir sistem araç olarak kullanılabilir mi? Veya meşru bir hedefe ulaşmak için haram, şirk ve küfür gibi bir araca başvurulabilir mi? Yahut İslam düzeninin getirilmesi için küfür, şirk veya haram olan ameller işlenebilir mi veya sözler sarfedilebilir mi?

Hiç şüphesiz Allah ﷻ bize göndermiş olduğu dini yaşarken, bunu ona isyan içerisinde gerçekleştirmemizden razı değildir. Nasıl razı olsun ki; o bizden itaat beklerken biz ona isyan ederek nasıl itaat edebiliriz. Bize farz kıldığı şeyler, hiç şüphesiz bizim güç yetirdiğimiz şeylerdir. Güç yetiremediğimiz şeylerle zaten bizi sorumlu tutmamaktadır. Bize kendi dinini ikame etmek için her türlü yolu mubah kılmamış bilakis dinin nasıl ikame edileceğini de bize öğretmiştir. Bu konuda bizim için en güzel örnek Allah Resulü ﷺ ve diğer peygamberlerdir. Bizler Allah’ın rızasına ancak O’nun istediği şekilde ulaşabiliriz. Onun razı olmadığı amelleri işleyerek onun rızasına ulaşamayız.

Demokrasi ister araç olsun, ister amaç olsun her hâlükârda şirktir ve Allah’ın razı olmadığı bir sistemdir. İslam düzenini gerçekten de getirmeyi amaçlayarak demokrasiyi araç olarak kullananlar, İslami düzene geçene kadar müşriktirler. Bunların iyi niyetleri, işledikleri küfür ve şirkleri temize çıkartmaz. İster iyi niyetle, ister kötü niyetle, hangi niyetle şirk işlersen işle er halükarda müşrik olursun.

Evet, işte bu makalemizde tağut Erbakan ve Erdoğan’ın işlediği küfürlerden bazılarına örnek verdik. Onların işlediği tüm küfür, şirk ve sapıklık yazılacak olsa ciltlerce kitap yazılması gerekirdi. Her Müslümanın bilmesi gerekir ki; Necmettin Erbakan ve Tayyip Erdoğan kâfir ve tağutturlar. Bunlara oy ve destek verenler de bunlara ibadet eden kâfir kullarıdır. Ve bir kişi bunları ve bunlara ibadet edenleri tekfir etmeden Müslüman olamaz. Her bir Müslümanın, bunlara kin ve öfke duyması ve elinden geldiği kadar bunlara düşmanlık göstermesi gerekir. Bunlar Allah’ın ﷻ hâkimiyet özelliğini kendilerinde gören ve Allah’ın kullarını kendilerine kul yapmaya çalışarak haddini aşan tağutlardır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA