İDRAK MEDYA

Tağuti Sistemlerde Askerliğin Hükmü – 2

Tağuti Sistemlerde Askerliğin Hükmü – 2
23 Ocak 2019 - 23:05

Tağuti Sistemlerde Askerliğin Hükmü – 2

İslam Devletinin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Recep 1437 tarihinde, Konstantiniyye dergisinde yayımlanan “KÜFREDENLER İSE TAĞUTUN YOLUNDA SAVAŞIRLAR TAĞUTİ SİSTEMLERDE ASKERLİĞİN HÜKMÜ – 2 ” isimli makalenin ilk kısmını sizlerin okumasına sunuyoruz.

Geçtiğimiz sayıda ilk bölümünü sizlerle paylaştığımız yazımızın ikinci bölümünü bu sayımızda kaldığımız yerden yayınlıyoruz. Tağuti sistemlerde askerliğin küfür oluşunun maddeler halinde delilleriyle açıklanmasına devam edeceğiz Allah’ın izniyle.

3-Tağut Ve Kâfirleri Veli Edindikleri İçin İslam Dininden Çıkarlar:

İslam’ı bozan unsurlardan birisi de kâfirleri dost edinmektir.
Bu konuda Allah ﷻ şöyle buyurmaktadır: “Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah’la hiçbir ilişkisi kalmamıştır. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah’adır.” [Al-i İmran, 28]

İmam Taberi bu ayetin tefsirinde şunları söyler:
“Bunun anlamı, yani ey mü’minler! Kâfirlere arka çıkıp onlara yardım etmeyin, onların dinlerinde onlara dostluk göstermeyin, Mü’minlerin dışında Müslümanlara karşı onlara yardım etmeyin. Onlara Müslümanların sırlarını göstermeyin. Sizden kim bunu yaparsa “Allah ﷻ ile bir ilişkisi kalmamıştır” yani İslam dininden dönmesinden ve küfre girmesinden dolayı o Allah’tan ﷻ , Allah’ta ﷻ ondan beridir.” (Taberi Tefsiri, C.6, Sh.313)

“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden onları kim dost tutarsa, O da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.” [Maide, 51].

Yine bu ayetin tefsirinde imam Taberi şunları söyler:
““Bizim yanımızda en doğru olan şunun söylenmesidir. Allah ﷻ Allah’a ve Resulüne iman edenlerin aleyhinde mü’minlerin, Yahudi ve Hıristiyanları yardımcı ve dost edinmelerini yasaklamıştır. Yine Allah Teâlâ şunu da bize bildirmiştir ki; kim Allah’ın ﷻ , Resulünün ve mü’minlerin dışında onları yardımcı, arkadaş ve dost edinirse o, Allah ve Resulüne karşı taraflıkta onlardandır, Allah ve Resulü s.a.v onlardan beridir… “…Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır.”

Yani kim mü’minlerin dışında Yahudi ve Hıristiyanları dost edinirse o da onlardandır. Mü’minlere karşı kim onları dost edinir ve onlara yardımcı olursa o da onların dininden ve milletindendir. Çünkü bir kimse bir kimseyi ancak ondan, dininden ve üzerinde bulunduğu halden razı olduğu için dost edinir ve destekler. Ondan ve dininden razı olduğu vakit ona muhalif ve zıt olan diğer şeylere ise düşmanlık ve buğz eder. Durum böyle olunca onun hükmü diğerinin hükmü olur.” (Taberi Tefsiri, C.6, Sh.276-277.)

İbn-i Teymiyye bu ayetin tefsirinde şunları söyler;
“Müfessirler, bu ayetin; İslam’ını izhar edip fakat kalplerindeki bir hastalıktan dolayı Mü’minlerin yenilgiye uğrayacağı korkusuyla Yahudi, Hıristiyan ve diğer kâfirleri dost edinenler hakkında indiğinde ittifak halindedirler. Bunlar kalplerindeki korkudan bunu yaptılar. Yoksa Yahudi ve Hıristiyanların doğru veya Hz. Muhammed’in g yalancı olduğunu söylemiyorlardı.” (Mecmuu’l Fetava, C.7, Sh.193-194.)

Bu ayetin tefsirini yapan hemen hemen bütün müfessirler ittifakla mü’minlerin aleyhinde kâfirlere destek olan, onlara yardım eden ve onların askeri olanların onlar gibi kâfir olacağını söylemişlerdir.

“Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” [Tevbe, 23] Kurtubi bu ayetin tefsirinde şunları söyler; “Bu ayetin zahiri mü’minlerin hepsini muhatap alır. Kâfirlerle dostluk kesilmesi konusunda hükmü kıyamete kadar geçerli olan bir hükümdür… “sizden onları kim dost edinirse onlar zalimlerin ta kendileridir.” İbn-i Abbas o da onlar gibi müşrik olur demiştir. Çünkü kim şirke razı olursa oda müşriktir.” (Kurtubi Tefsir, C.8, Sh.93-94.)

İşte bu şekilde tekfir edip beraat sağlaması gereken bu kâfir ve tağutlara karşı dostluk gösterip onları muhabbetle karşılayan ve onları bu anlamda yönetici edinen bu askerler bu halleriyle de İslam dininden çıkmaktadırlar.

“İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, ‘Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir’ demişlerdi.” [Mumtehine, 4]

“Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir.” [Nisa, 138-139]

4-Kâfirlere, Küfür Eylemlerinde İtaat Ettikleri İçin Küfre Girerler:

Kâfirleri dost ve yönetici edinilmemesi gerektiğini kısaca ifade ettikten sonra bu tağut ve kâfirlere küfürlerinde itaat etmek de küfürdür.
Nitekim asker ve polisler bağlı oldukları sistemin küfür eylemlerini icra edip ve bu konuda onlara itaat etmektedirler. Bu şekildeki bir itaat insanı İslam milletinden çıkartır.

“Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir. Bunun sebebi; onların, Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: Bazı hususlarda size itaat edeceğiz, demeleridir. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor. Ya melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak! Bunun sebebi, onların Allah’ı gazaplandıran şeylerin ardınca gitmeleri ve O’nu razı edecek şeylerden hoşlanmamalarıdır. Bu yüzden Allah onların işlerini boşa çıkarmıştır.” [Muhammed, 25-28]

Süleyman bin Abdullah Alu’ş Şeyh şöyle der: Allah Teâlâ onların dinden çıkmalarını, şeytanların onları peşlerinden sürüklemelerini ve onlara ümit vermelerinin sebebini, Allah’ın ﷻ indirdiğinden hoşlanmayanlara bazı konularda size itaat edeceğiz demeleri olduğunu bize haber vermektedir. Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayan müşriklere bazı konularda itaat edeceğini söyleyenler, sözlerini yerine getirmeseler bile kâfir olurlarken, ortağı olmayan bir Rabbe sırf ibadet edilmesi, onun dışındaki endadlara, tağutlara ve ölülere ibadetin terk edilmesi gerektiği gibi konularda Allah’ın indirdiğini kerih gören müşriklere muvafakat eden, bunların hidayette olduklarını, bu kâfirlerle savaşan tevhid ehlinin hatalı olduğunu ve onların Müslüman olduklarını, batıl dinlerine girilmesi gerektiğinin doğruluğunu söyleyenler, müşriklere bazı konularda itaat edeceğini söyleyenlerden daha çok dinden çıkmış ve mürted olmuşlardır. (Mecmuu’t Et Tevhid, 11. Risale, 346-347.)

Sadece müşriklere bazı konularda size itaat edeceğiz diyenler müşrik olmuşlarken bütün işlerinde onlara itaat edip onların emri altında sürekli çalışanlar elbette ki evleviyetle kâfir olmuşlardır.

Şeyh Şankiti Bu Ayetin Tefsirinde Şöyle Söyler: “Bu Ayet-i Kerime ifade ediyor ki; Muhakkak kim Allah’ın ﷻ indirdiği şeylerden hoşlanmayanlara bu konuda onlara itaat eder, onlara yardımcı olur ve bu konuda onlara destek olursa Allah’ı ﷻ inkâr etmiş bir kâfir olur.” (Edvaul Beyan C.7, Sh.587.)
“Cahil olsalar bile mürtedlere tabi olanlara mürted hükmü verilmesi konusunda bütün âlimler ittifak etmişlerdir.” (Ed Dureru’s Seniyye, C.8, Sh.118.)

5-Müslümanları Öldürmenin Mübahlığına İnandıkları İçin Küfre Girerler:

Gayri İslami bütün devletler kendi tahtlarını ve sistemlerini korumak, dışarıdan gelebilecek her türlü tehlikeyi bertaraf etmek için gerekirse karşı tarafı çokra hat bir şekilde öldürmektedirler. Bu sistem, tarihinde Şeriatı isteyen ve bunun için ayaklanan Müslümanların birçoğunu öldürdü ve birçoğunu en amansız şekillerle işkence altında ve esarette tuttu. Halen de muvahhidleri sırf şeriatı ve İslami nizamı istedikleri için hapsetmekte ve gerektiğinde öldürmektedir.

Tağuti sistemler kendi kanun ve nizamları dışındaki sistemleri onaylamadıkları için başka bir rejim talebinin suç olduğuna inanmaktadırlar. Bu rejimi benimsemeyip Allah’ın yasalarını hayata hâkim kılmak isteyenleri terörist diye tanımlamakta ve gerektiğinde gözünü kırpmadan öldürmektedir.

Bir Müslümanı sırf dini için öldüren birisinin hükmü hakkında sorulan soruya İbn-i Teymiyye s şu şekilde cevap vermiştir. “Hıristiyanların Müslümanlarla dini için savaştıkları gibi bir insanı Müslüman olduğu için öldüren birisi anlaşmalı kâfirlerden daha şerli bir kâfirdir. Çünkü bunlar, peygamber ve sahabesiyle savaşan kâfirler gibi savaş halinde olan harbi kâfirlerdir. Bunlar diğer kâfirler gibi ebediyen cehennemde kalırlar. Şayet onu düşmanlık, mal, husumet gibi haram olan bir nedenden ötürü öldürürse bu büyük günahlardandır ve sahibi büyük günah işlemiştir.” (Mecmuu’l Fetava, C.34, Sh.136-137.)

Bütün tağuti sistemler kendilerine tehdit oluşturabilecek ve üzerinde bulundukları rejimi değiştirmeye yeltenenlere gereken cezayı verme ve onlarla mücadele etme konusunda ittifak halindedirler. Her devlet kendi bünyesinde bunun mücadelesini vermektedir. Hatta günümüzde İslam Devleti aleyhinde küfür milletlerinin toplanıp onunla savaştıkları gibi, bazı devletler bu tür sıkıntılara karşı ortak karar alıp terörle ortak mücadele adı altında birleşmektedirler.

Sadece düşünce bağlamında bile Türkiye devletindeki rejiminin şeriat olmasını istemek suçtur. Bunu fiiliyete dökenlere karşı amansız bir mücadele verilmektedirler. Türkiye devleti, tarihinde bu tür girişimlerde bulunanlara karşı en sert müdahaleyi yapmış, birçoğunu öldürmüş, haklarını gasp etmiş ve en ağır işkencelere maruz bırakmıştır.
Bu şekilde sırf şeraiti isteyenleri terör ve irticacı olarak isimlendiren ve bunları gerektiğinde öldüren veya öldürülmesini mubah gören birisi kâfir olur. Allah’ın şeraitini istememek bile küfürken bunu isteyen birileriyle savaşmak küfürde aşırıya gitmek ve tağutlaşmaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İDRAK MEDYA'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2019 İDRAK MEDYA